Burun tamam, dudak tamam ama...

Bedir Acar
Bugün
12

Hayat bazen öyle hikayeler gösteriyor ki insan duyduklarına mı şaşırsın, gördüklerine mi karar veremiyor.

Yıllar önce Kanada'da öğrenciyken arkadaş grubumuzdan biri telaşla, "Bir Güney Koreli arkadaşımıza geçmiş olsuna gideceğiz" dedi. Ben de doğal olarak hastalandığını düşündüm.

Eve vardığımızda genç kız yatağında sargılar içinde yatıyordu. Yüzünde hafif bir ağrı ifadesi vardı ama odadaki herkes son derece rahattı. Tam içimden, "Zavallı kız, kim bilir ne geçirdi" diye düşünürken, arkadaşlardan biri gayet sıradan bir haber veriyormuş gibi durumu açıkladı: "Göğüs büyütme ameliyatı oldu."

Aradan yıllar geçti. Bu kez Güney Kore'ye yaptığım bir seyahatte başka bir hikaye dinledim. Anne babalar kız çocuklarına doğum günü veya mezuniyetlerinde hediye çeki veriyorlarmış. İşin ilginç yanı, bu çekler bizzat göz kapağı ameliyatı için düzenlenen estetik çekleriymiş. Daha büyük görünen gözler için yapılan operasyonlar o kadar yaygınlaşmış ki, bazı gençler için adeta bir mezuniyet hediyesi haline gelmiş.

Derken geçenlerde gazetede yeni bir haber okudum. Yer, yine Güney Kore...

Bu kez moda olan şey "elf kulağı"ymış. Kulakların sivrileşmesi için enjeksiyon yaptıranlar varmış. Sebebi de yüzü daha küçük ve daha çekici göstermek...

Peki ama estetik akımlar neden özellikle Güney Kore'de yoğun karşılık buluyor Mesele yalnızca güzellik merakı mı

Görünüşün sosyal ve ekonomik fırsatlarla ilişkilendirilmesi, popüler kültürün sürekli belirli güzellik ölçülerini öne çıkarması ve estetik müdahalelerin zamanla sıradanlaşması bu tabloyu besliyor.

Ama bir mesele var: Bugünün kusuru yarının modası, bugünün modası ise ertesi günün kusuru olabiliyor.

Modern insanın trajedisi belki de burada başlıyor. Ayna karşısında kendisiyle yaptığı müzakere hiçbir zaman bitmiyor: