Bir millet, binlerce hikaye

Bedir Acar
Bugün
10

Türk dünyası olarak Adriyatik'ten Çin Seddi'ne uzanan geniş bir coğrafyada, binlerce yıldır biriktirdiğimiz hikayelerimiz var. Destanlarımız, türkülerimiz, sevinçlerimiz, acılarımız, göçlerimiz, zaferlerimiz ve ayrılıklarımız... Kimi zaman bir ezgide, kimi zaman bir halının ilmeklerinde, kimi zaman

Aynı kökten besleniyor, zaman zaman farklı dillerin ve sınırların ardında kalsak da birbirimizi tanımaya devam ediyoruz. Ne var ki birbirimize ve dünyaya anlatacak bu kadar çok hikayemiz varken, onları anlatmanın yollarını yeterince aradığımızı söylemek güç. Oysa bir hikayeyi yaşatmanın en güzel yolu, onu (hikayeyi) anlatacak yeni kulaklar ve yöntemler bulmaktır.

İşte sinema, tam da burada anlam kazanıyor.

Sanatın sınır tanımayan dili, çağımızın dijital imkanlarıyla buluştuğunda, kendimizi dünyaya anlatmanın en güçlü yollarından birine dönüşüyor. Bazen tek bir sahne, sayfalarca tarih kitabının anlatamadığını anlatabiliyor.

Bu bakımdan, atlı yıl önce yola koyulan Korkut Ata Türk Dünyası Film Festivali'ni yalnızca filmlerin gösterildiği bir etkinlik olarak görmüyorum. Burası, birbirimizin hikayelerine kulak verebileceğimiz, belki de kendimizden bir parçayı hiç bilmediğimiz bir yerde yeniden bulabileceğimiz kıymetli bir buluşma zemini.

Bu yılki festival, 3-7 Kasım tarihleri arasında İstanbul'da sinemaseverlerle buluşacak. Türk dünyasından 56 filmin ücretsiz gösterileceği organizasyonda, üç kategoride 30 yapım ödül için yarışacak. Festivalin açılış filmi ise Kırgızistan yapımı Aytmatov. Türk dünyasının büyük edebiyatçılarından, Selvi Boylum Al Yazmalım gibi unutulmaz bir eserin de yazarı olan Cengiz Aytmatov'un hayatını konu alan bu biyografik yapım, daha en başından bizi ortak hafızamızın güçlü isimlerinden biriyle buluşturuyor.

Bugün Türkiye'den Kazakistan'a, Kırgızistan'dan Özbekistan'a, Azerbaycan'dan Türkmenistan'a ve diğer Türk topluluklarına uzanan geniş coğrafyada ortak kültürel bağlarımızı güçlendirmekten söz ediyoruz. Fakat bu bağların resmî toplantıların salonlarında, bildirilerin satırlarında ve diplomatik temaslarda kalması yeterli değil.