Batı dünyası Garaudy'nin gördüğünü hala göremiyor!
Garaudy'nin 60 yıl önceki uyarıları bugün gerçek oluyor mu, yoksa yazarın tarihsel olayları geri dönüp okuyarak bir mitos mu inşa ettiği sorgulanmalı?
Yazar, Fransız düşünür Roger Garaudy'yi Batı medeniyetinin manevî çöküşünü ve insanlığın varoluşsal krizini uyaran bir dahî olarak sunuyor çünkü Garaudy batılı emperyalizm ve sekuler sistemin felaketle sonuçlanacağını öngörmüştü. Yazının merkezi argümanı, Garaudy'nin kadim dinler ve bilgeliklere dönüş çağrısının insanlık için bir kurtuluş reçetesi olduğudur. Ancak, yazarın Garaudy'yi kutsal ve hatasız bir figür olarak sunması, tarihsel değerlendirmeleri ne derece nesnel kılmaktadır?
Fransız filozof Roger Garaudy'nin hayatı ve eserleri, yalnızca bir düşünürün serüveni değil, aynı zamanda modern dünyanın vicdanıyla yüzleşmesiydi denilse yeridir. Dünya çapında bir komünist düşünürken uzun araştırmaları sonucu İslam'la şereflenen Garaudy, çağının ötesini görebilen, bütün insanlığı uyandırmak ve insanların insanca yaşamaları sağlamak için çırpınan bir Don Kişot'tu. Garaudy'ye göre Don Kişot, insanları Hakk'ın ve hakikatin yoluna çağıran ve bu uğurda ölümü göze alan bir ermişti. 20 yaşında Don Kişot olmaya, yani insanlığın selameti için gerekirse ölme karar veren Garaudy bu gözü pekliğini ömrünün sonuna kadar devam ettirdi. Eserleri 50'yi aşkın dile çevrilerek uzun yıllar boyunca bütün dünyada milyonlarca okuyucuya ulaştı.
Garaudy, insanlığın içine sürüklendiği krizi en erken fark eden bir bilgeydi. 1990'lı yıllarda yaptığı uyarılarda, sömürülüp yoksullaştırılan toplumların bir gün zengin ülkelere göç etmek zorunda kalacağını dile getirmiş; çözümün ise Batı'nın şu korkunç sömürü düzenini sürdürmek değil, bu toplumların kalkınmasına katkı sağlamak olduğunu savunmuştu. Bugün yaşanan göç krizleri, onun bu öngörüsünü daha da anlamlı kılmıyor mu
Garaudy'yi "Allahsız Rönesans" dediği Batı Rönesansından itibaren Batılıların vahşi emperyalistlere dönüştüklerini görmüş, böyle bir sömürü düzeninin, sonunda sadece Batı'nın manen çökmesiyle kalmayacağını ve peşinden bütün insanlığı da intihara sürükleyeceğini görmüştü. Parayı ilahlaştıran, maddeye tapan ve maneviyata sırt dönen Batı'yı ve Batı ile birlikte bütün insanlığı bu çıkmaz sokaktan kurtarmak için ne yapması gerektiğini düşündü. Sonunda şu kanaate vardı: İnsanlık tarihinde toplumlar zaman zaman Hak yoldan sapmışlar, hüsrana uğramışlar, onları o hüsrandan ilahî yardım kurtarmıştı. O ilahî yardımın nasıl bir yardım ve nasıl bir kurtuluş reçetesi olduğunu öğrenmek için Amerikan Yerlilerinin kutsal kitabı olan Popol Vuh'tan, Mısırlıların Ölüler Kitabı'na, Zerdüşt dininden, bütün Hint ve Çin dinlerine kadar bütün kadim din ve bilgelikleri derinlemesine inceledi. Tevrat, Zebur ve İncillerin yanında Kur'an'ı da özenle okudu.
"Kadim Dinler ve Bilgelikler" kitabında bütün o araştırma ve okumalarının sonucunu kesin ve net bir şekilde ortaya koydu ve Batı toplumlarına şöyle seslendi: "Şu an sizin medeniyetiniz en büyük kriz anını yaşıyor, bu yolda devam ederseniz, yeryüzünü ateşe verirsiniz! Savaşlar çıkarır dünyayı yangın yerine çevirirsiniz! Bir an evvel kendinize gelin! İnsanlığın en kötü zamanlarında insanları bunalımlardan kurtarmış olan ilahî mesajlara ve bilgeliklere kulak verin! Onlardan yararlanmaya bakın! Yoksa sonunuz felaket olur, sizin ve sizi taklit eden bütün insanlığın hayatı cehenneme döner!"
İleriyi çok iyi gören o dahî düşünür, daha 1965 yılında kendisi komünistken, "Komünist Sovyetler Birliği, eğer Allah inancını yasaklamaya ve dine sırt dönmeye devam ederse, çok yakında çöker!" uyarısını yapmıştı ve sonunda dediği gibi oldu.

18