28 Şubat kapısı: Dışarıda bırakılan hayaller... İçeri alınmayan gelecek...

"Bundan 25-30 yıl önce Türkiye'de başörtüsüyle üniversiteye girmek yasaktı" desem, bugün amfilerde özgürce oturan gençlerin bir kısmı buna inanmakta zorlanır. Çünkü onlar yasaklı Türkiye'yi değil, serbest Türkiye'yi gördü. Ama bu ülkenin hafızasında darbeye alkış tutan gazete manşetleri, üniversite kapılarından çevrilen başörtülü öğrenciler, ikna odaları ve gözyaşı var.

28 Şubat, Türk siyasi tarihine "postmodern darbe" diye geçti. Ülke genelinde tanklar yürümedi belki ama asıl yürüyen şey korkuydu.

Askerin gölgesinde hizaya giren medya, bürokrasi, akademi ve kimi sivil yapılar, "silahsız kuvvetler" olarak sürecin en işlevsel aparatına dönüştü. Manşetler brifing salonlarında şekillendi. Gazeteler sadece haber yapmadı; hedef gösterdi. Bazı köşe yazıları vesayetin kaleminden çıktı.

O günlerde üniversite kapısında bekleyen genç bir kızın hikayesi, aslında bu ülkenin hikayesiydi.

Ve işte, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde okurken başörtüsü yasağı nedeniyle okul kapısından çevrilen Kadriye Alev'in kaleme aldığı "Kapı - 28 Şubat Romanı" tam da bunu anlatıyor. Olur Kitaplığı'ndan çıkan romanın önemi sadece bir dönemi anlatmasından değil; bir ruh halini, bir kırılmayı kayda geçirmesinden kaynaklanıyor. Çünkü 28 Şubat yalnızca siyasi bir müdahale değildi. Aynı zamanda sosyolojik bir mühendislikti. İnsanların kılık kıyafetinden düşüncesine kadar hayatın her alanına uzanan bir müdahale... Bir kapı... Dışarıda bırakılan hayaller... İçeri alınmayan bir gelecek...

Geçtiğimiz günlerde düzenlenen "28 Şubat Postmodern Darbesinin Basın, Kültür ve Sanat Üzerindeki Etkileri" başlıklı panelde bu mesele yeniden gündeme geldi. Panelde konuşan 24 TV programcısı Zeynep Türkoğlu, o günün bazı medya mensuplarının darbeci generallerden daha karanlık bir yerde durduğunu söylerken abartmıyordu. Çünkü toplum mühendisliğinin en güçlü aracı manşetlerdi. Bir sabah atılan bir başlık, binlerce insanın kaderini etkileyebiliyordu.

AK Parti İstanbul Kültür Sanat Politikaları Başkanlığı'nın organize ettiği programda, yönetmen Ahmet Sönmez de önemli bir noktaya temas etti: 28 Şubat'ı insan hikayeleri üzerinden anlatmak...

Gerçekten de biz 28 Şubat'ı çoğu zaman MGK kararlarıyla, brifinglerle, generallerle konuşuyoruz. Ya okul kapısında bekleyen genç kızın, fişlenen memurun, işinden edilen öğretmenin, susturulan akademisyenin hikayesi Unutulup gidecek mi Panele katılan AK Parti İstanbul Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Helin Görgül'ün işaret ettiği boşluk tam da bu.

AA Kültür Sanat Haberleri Müdürü Bünyamin Yılmaz'ın yönetiminde, Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi'nde gerçekleşen programda, Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı Aliya İzzetbegoviç'in o meşhur uyarısını hatırlattı: "Ne yaparsanız yapın soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır." Bu uyarı darbeler için de geçerli. Tam da bu yüzden hafıza diri tutulmalı. Zira unutmak, sadece geçmişe haksızlık değil; geleceğe davetiye çıkarmaktır.