Sezensiz Nazan, Nazansız Sezen olur mu

Magazin dünyasında kırgınlıklar yeni değil...

Bir bakıyorsunuz yılların dostları birbirine laf gönderiyor, bir bakıyorsunuz aynı masada kahkahalar atıyor.

Ama bazı isimler vardır ki onların arasına mesafe girmesi insana gerçekten yakıştıramadığı bir şey gibi gelir.

Nazan Öncel ve Sezen Aksu da tam o kategori.

Nazan Öncel'in Harbiye sahnesinden yaptığı o sitemkar çıkış elbette dikkat çekti.

"Bu devirde dostluklar yalanmış" diyorsanız, orada sadece bir cümle kurulmuyor; belli ki bir kırgınlık, bir hayal kırıklığı konuşuyor.

Ama insan ister istemez düşünüyor.

Daha kısa süre önce birlikte stüdyoya girip şarkı yapan, aynı duygunun içinde buluşan iki dev ismin bu noktaya gelmesi gerçekten üzücü.

Çünkü burada sıradan bir küslükten söz etmiyoruz.

Türk müziğinin hafızasında ayrı ayrı dev yerleri olan iki güçlü kadından bahsediyoruz.

Biri kelimelerle yara açıp sonra yine o yarayı şarkıyla sarar, diğeri tek cümlede milyonların kalbine dokunur.

Hal böyleyken bu hikayenin sonu 'gönderme savaşı' olmamalı.

Sanat dünyasında egolar, yanlış anlaşılmalar, kırgınlıklar olur.

Hepimiz insanız. Bazen bir telefonla çözülecek meseleler büyür, çevreden konuşanlar çoğalır, sessizlik yanlış anlamaya dönüşür.

Ama bazı dostluklar vardır; onları korumak, haklı çıkmaktan daha değerlidir.

Açık konuşayım.

Bu ülke yeterince kavga izliyor.

Sosyal medya zaten her gün yeni bir cephe açıyor.

Biz biraz da barış hikayesi görmek istiyoruz.

Hele söz konusu Nazan Öncel ve Sezen Aksu'ysa...

Çünkü bazı dostluklar küslüğe değil, yeniden aynı şarkıda buluşmaya yakışır.

CANNES KIRMIZI HALISINDA TÜRK AKINI

Bir dönem Cannes Film Festivali denince akla sadece Hollywood yıldızları, Avrupalı yönetmenler ve dünya sinemasının ağır topları gelirdi.

Şimdi tablo değişti...

Kırmızı halıda Türk oyuncuları görmek artık sürpriz değil, neredeyse geleneğe dönüştü.

Bu yıl da Dilan Çiçek Deniz'den Hande Erçel'e, Demet Özdemir'den Seda Bakan'a kadar birçok isim Cannes'da boy gösterdi.

Üstelik mesele artık sadece güzel fotoğraf vermek değil.

Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 'Türkiye Invites You' hamlesiyle işin boyutu daha da büyüdü.

Yani sadece oyuncularımız kırmızı halıda yürümüyor, Türkiye doğrudan dünya sinemasına "Gelin burada film çekin" diyor.

Eskiden Cannes'a gitmek biraz orada görünmek meselesiydi.

Şimdi ise bu görünürlüğün arkasında sektör gücü var.

Türk dizileri yıllardır Ortadoğu'dan Latin Amerika'ya kadar dünyanın dört bir yanında izleniyor.

Yapım kalitemiz, oyuncu ihracatımız, prodüksiyon gücümüz konuşuluyor.

Cannes'daki bu kalabalık da tesadüf değil.

Ama işin magazin tarafı da var tabii...

Sosyal medya çağında kırmızı halı artık sadece sinema profesyonellerinin değil, milyonların izlediği bir vitrin.

Kim ne giymiş, kim kiminle poz vermiş, kim daha çok konuşulmuş...