EROL KÖSE'NİN ARDINDAN: BAZI HİKÂYELER YARGILANMAZ

Erol Köse...

Bir döneme damga vurmuş bir isim.

Kimi zaman sert, kimi zaman tartışmalı...

Ama her zaman etkili.

Bugün arkasından konuşmak kolay.

Ama biraz durup düşünmek gerekiyor.

Bir insan, "ALS hastalığım nedeniyle mecburdum" diye bir not bırakıyorsa...

Orada magazin biter, insanlık başlar.

Bu artık bir polemik değil.

Bir vedanın ağırlığı.

Erol Köse'yi sadece çıkışlarıyla, kavgalarıyla hatırlamak haksızlık olur.

O, bu sektörün en üretken, en cesur karakterlerinden biriydi.

Yüzlerce ismin hayatına dokundu.

Sektörde taşları yerinden oynattı.

Ve evet... Belki de en çok yıprananlardan biri oldu.

Şunu kabul edelim: Bu ülke başarıyı alkışlar ama düşeni tutmaz.

Bugün yapılması gereken şey çok net: Yargılamak değil, anlamaya çalışmak.

Çünkü bazı hikayeler dışarıdan görüldüğü gibi değildir.

Ve bazı vedalar...

Sessizce saygı ister.

Güle güle Erol Köse.

TEOMAN'IN EYT'Sİ

Teoman yine bildiğimiz gibi...

Herkes yatırım konuşurken o "yaşamayı" konuşuyor.

"Yatırım yapmadığıma pişman değilim" diyor.

Ve asıl mesele burada başlıyor.

Bugün genç sanatçı daha ilk şarkıda ev, arsa, dolar hesabı yapıyor.

Teoman ise Nişantaşı'nda arkadaşlarıyla kahve içmenin peşinde.

Bu bir dağınıklık değil...

Bu, bilinçli bir "kasmama" hali.

Ben buna yeni bir kavram diyorum: Ruhsal EYT.