İstanbul'da yaşanan sel felaketi hepimize bir kez daha hayatın ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu gösterdi.
Demet Özdemir ve Murat Boz, çekim için gittikleri stüdyoda yüzlerce çalışanla birlikte saatlerce mahsur kaldı.
Sular yükseldi, elektrikler kesildi, korku dolu bekleyiş başladı.
İki ünlü isim sosyal medyadan yardım çağrısında bulundu.
Neyse ki gecenin sonunda sevindirici haber geldi.
Kurtarma ekipleri botlarla mahsur kalanlara ulaştı.
Ben bu olayda başka bir noktaya dikkat çekmek istiyorum.
Hepimiz Demet'i, Murat'ı konuşuyoruz.
Peki ya onları kurtarmak için gece boyunca mücadele edenler
AFAD, jandarma, Sahil Güvenlik, polis dalgıçlar, itfaiye, UMKE ve diğer arama kurtarma ekipleri...
İşte asıl alkışı onlar hak ediyor.
Biz sıcak evlerimizde otururken onlar karanlıkta, soğukta, yükselen suların arasında insanların hayatını kurtarmak için mücadele ediyordu.
Üstelik karşılarında ünlü biri var mı, yok mu diye bakmadan...
Çünkü onların gözünde kurtarılmayı bekleyen herkes aynı değerde...
Murat Boz'un kurtarıldıktan sonra ekiplere teşekkür etmesi de çok anlamlıydı.
Böyle zamanlarda söylenen bir teşekkürün değeri bambaşka...
Magazin dünyasında kimin ne giydiğini, kimin ne söylediğini, kimin kiminle aşk yaşadığını çok konuşuyoruz.
Ama bazen gerçek kahramanları da manşetlere taşımak gerekiyor.
İyi ki varsınız.
İyi ki bu ülkenin sizin gibi fedakar insanları var.
Bu kez alkışlar sanatçılara değil, hayat kurtaran kahramanlara...
ALPAY'LA BİRLİKTE GENÇLİĞİMİZDEN BİR PARÇA DA GİTTİ
Türk Pop Müziği'nin unutulmaz isimlerinden Alpay'ı 91 yaşında kaybettik.
Bazı sanatçıların ölüm haberini duyduğunuzda sadece üzülmezsiniz.
Bir anda yıllar öncesine, çocukluğunuza, gençliğinize gidersiniz.
Alpay'ın vefat haberi de bana tam olarak bunu hissettirdi.
Biz Alpay'ın şarkılarıyla büyüyen bir kuşağız.
Televizyonun tek kanal olduğu, akşamları ailece TRT'nin karşısına geçtiğimiz yılları hatırlıyorum.
O dönemlerde şarkıcılar bugünkü gibi her yerde karşımıza çıkmazdı.
Bir sanatçıyı televizyonda görmek, sevdiğimiz şarkısını dinlemek bile ayrı bir heyecandı.
Alpay da o yılların unutulmaz seslerinden biriydi.
'Fabrika Kızı', 'Eylül'de Gel', 'Ayrılık Rüzgarı', 'Gitme'...
Hangisini unutabiliriz ki
Özellikle 'Eylül'de Gel'...
Aradan kaç yıl geçerse geçsin, ne zaman dinlesem insanı alıp eski günlere götüren şarkılardan biridir.
'Fabrika Kızı' ise sadece bir şarkı değildi.
Emek veren, çalışan insanların hayatına dokunan, o yılların ruhunu anlatan bir eserdi.
Alpay'ın en önemli özelliği de buydu bence.
Şarkı söylerken sadece kulağımıza değil, kalbimize de dokunurdu.
Bugün müzik dünyasında her gün yeni bir isim, yeni bir şarkı çıkıyor.
Kimi birkaç ay konuşuluyor, kimi bir yıl sonra unutuluyor.

3