"Succession" dizisindeki Shiv Roy rolüyle tanıdığımız Sarah Snook, Andrea Mara'nın aynı adı taşıyan romanından uyarlanan, gizem ve gerilim türündeki "All Her Fault"ta Jake Lacy ve Dakota Fanning ile başrolü üstlendi. Eleştirmenlerden iyi notlar alan 8 bölümlük dizi, Snook'un canlandırdığı Marissa Irvine karakterinin 5 yaşındaki oğlu Milo'nun kaybolmasının ardından yaşananları konu alıyor. Ünlü oyuncuyla aynı zamanda yapımcısı olduğu diziyi konuştuk.
* "Succession" sizin için kapıları açtı. Peki sonrasında hangi projelerde yer alacağınıza karar vermek ne kadar zordu
-Evet, çok zor bir süreçti. Çünkü "Succession" kariyerimi değiştiren, çok büyük ve inanılmaz bir dönüm noktasıydı. O nedenle sonrası için yaklaşımım hep şuydu: Birbirinden farklı işler seçmek ve asla kıyaslamamak. Çünkü "Succession" hem yaşadığım deneyim hem de kurduğu dünya açısından kolay kolay üzerine çıkılabilecek bir şey değil. Benim için çok şey ifade etti. Yeni bir şey ararken en önemli kriterim, gerçekten farklı olmasıydı.
* Son dönemde gerçekten çok güçlü bir ivme yakaladınız. Dengeyi kurarken neyi aklınızda tutuyorsunuz
- Bir anne olarak olabildiğince anda kalabilmek. Kızımın yanında olabildiğim kadar olmak ve onun yaratıcı, hayal gücüyle dolu dünyasına dahil olabilmek. Şu anda 2.5 yaşında ve hayal dünyasını gerçekten geliştirmeye başladığı harika bir döneme girdi. Bebeklerle, oyuncak ayılarla oynuyoruz; bir bakıyoruz havuzdayız, sonra sahile gidiyoruz. Sürekli başka bir dünyaya geçiyoruz. Dengeyi de böyle kuruyorum; o oyunun içine girdiğimde...
Haberin DevamıHEPİMİZ ZORLUKLARINÜSTESİNDEN GELEBİLİRİZ
* Yapımcı olarak sizi "All Her Fault" dizisine ve ele aldığı temalara ne çekti
- Beni çeken en önemli şeylerden biri, bunun bir gerilim hikâyesi olmasıydı. Daha önce bu anlamda gerçek bir gerilim türünde çok fazla yer almamıştım. Ayrıca hikâyenin heyecanlandıran çok güçlü bir sürprizi, iyi bir ters köşesi vardı. Bütün o dramatik sahnelerin ve karakterlerin içine giriyorsunuz; bir yandan işinde çok başarılı, aynı zamanda anne olan bir kadını canlandırıyorsunuz. Bu benim için çok ilginçti. Çünkü ekranda çoğu zaman başarılı kadınların annelik meselesiyle ilişkisi biraz yük gibi gösterilebiliyor. Çocuk yetiştirmek sanki başlarına gelen zorunlu, can sıkıcı bir şeymiş gibi anlatılabiliyor. Ama bu hikâyede Marissa hem işinde var olmak hem de çocuğunun hayatında gerçekten yer almak istiyor.
Haberin DevamıVe asıl soru da burada başlıyor: İnsan ikisini birden nasıl dengeler
* Hem yapımcı hem başrol olmak nasıl bir odaklanma gerektiriyor
- Bir keresinde gerçekten zorlandığım, neredeyse dağıldığım bir an yaşarken, kız arkadaşlarımdan biri bana mesaj attı: "Merak etme, zor şeylerin üstesinden gelebilirsin." Bu kadar basit bir cümle... Benim için çok sade bir mantra oldu.
Hepimiz zor şeylerin üstesinden gelebiliriz; yeter ki her şeyi bir anda çözmeye çalışmak yerine adım adım ilerleyelim.
Bir de şu söz var ya: "Bir fili nasıl yersin Her seferinde bir lokma alarak." Çok doğru. Çünkü bir fili yemenin başka yolu yok. Göz korkutucu görünen şeyler de ancak küçük adımlarla aşılabiliyor.
Haberin DevamıKADIN DOSTLUĞUNDANGÜÇ ALIYORUM
* Dizi; annelik, suçluluk duygusu, yargılanma, dedikodu, yanlış şüpheler, kadın dostluğu gibi pek çok tema üzerine kurulu. Sizi en çok hangi tema etkiledi
- Kesinlikle annelik ve kadın dostluğu. Bunlar şu anda hayatımda çok güçlü ve çok belirgin şekilde var olan konular. Özellikle kadın dostluğu, gerçekten yaslandığım, güç aldığım bir şey.
Bunu ekranda görmek de bence çok güzel. Buradaki kadınlar birbirleriyle rekabet halinde değil. Aslında şartlar gereği suçu birbirlerine atma, "Onun hatası, bunun sorumlusu o" deme noktasına gelebilirlerdi. Ama bunu yapmıyorlar. Bir arada durmayı tercih ediyorlar.
* Senaryoyu ya da kitabı ilk elinize aldığınızda, suçlunun kim olduğunu öğrenmek için hemen son sayfaya mı baktınız
Haberin Devamı-Hayır, kesinlikle o insanlardan biri değilim. Adım adım keşfetmeyi tercih ediyorum. Olayların nasıl geliştiğini, gerçeğe nasıl ulaşıldığını okudukça anlamak daha keyifli oluyor. Yol boyunca öğrenmeyi sevenlerdenim.
'AKLINI YİTİRECEKMİŞ GİBİOLMA' HİSSİNE TUTUNDUM
* Dizi, en büyük kâbuslarından birini ele alıyor; canlandırdığınız karakterin çocuğu kayboluyor. Bu durumu yaşayan annelerle konuştunuz mu
- Hayır çünkü bu konuyu konuşmak çok sarsıcı. Üstelik kaybolan çocukların bulunma ihtimali de ne yazık ki çok düşük. Bu yüzden kimsenin içinde zor, acı verici anıları yeniden canlandırmak istemedim. Ama internette çok sayıda çağrı videosu, kayıp çocukların geri dönmesi için yapılan yardım çağrılarını izledim. Ve gerçekten yürek parçalayıcıydı. O videolarda insanlar sanki bomboş kalmış gibiler. "Buradan sonra ne yapılır" duygusu var. Hiçbir şey yokmuş gibi...

3