Tarkan'ın 10 konserlik serisinin 8'inci gecesine gittim.
Tarkan yıkıp geçiyor.
Repertuvarı, zamansız şarkıları, su gibi akan sesi, kalabalığın enerjisi...
Bir de orkestrasıyla arasındaki bağ var ki...
Ekip sahnede tek bir beden gibi hareket ediyor.
Ben Tarkan'la yıllar önce Los Angeles'ta, o dönemki Los Angeles başkonsolosumuz rahmetli Engin Ansay'ın makamında tanıştım.
Hani derler ya, "Büyüdükçe küçülmeyi bilmek" diye...
Tarkan'ın en güçlü yanlarından biri bu: Sahnedeki devliğinin yanında sokaktaki tevazusu.
Belki de bu yüzden bu kadar seviliyor.
Çünkü yıldız olmak başka, insan kalmak başka.
Los Angeles'tan tanıdığım bir diğer isim orkestra şefi Can Şengün.
Muazzam bir müzik insanı.
Konser, film seti gibidir. Arkadaki ekip kusursuz çalışırsa öndeki yıldız ışıldar.
Yani arkadaki denge de belirleyici.
Bir de şu "şov" meselesi var...
Hani dansçılar, görsel şovlar ve koreografinin ön planda olduğu.
Bambaşka bir kategori de var: One-man show.Elvis Presley'nin mikrofonuyla dünyayı etkisi altına alması...
Elton John'un piyanonun başında tek başına stadyum konseri vermesi...
Adele'in güçlü vokali, sahnedeki sohbeti...
Ed Sheeran'ın tek başına çıktığı dev arena turları...
Bruce Springsteen, Bob Dylan gibi efsanelerin dansçı olmadan, sadece performansla efsaneleşmesi gibi.
Herkesin dansçıları ya da dev sahne şovları olmak zorunda değil.

6