Ünlü aktör Colin Farrell'la buluşma sebebimiz, Apple TV+ dizisi "Sugar"dı. Los Angeles sokaklarında geçen hikâyede Farrell, John Sugar karakterine hayat veriyor. Ama söyleşimizde oyuncunun Los Angeles'a ilk gelişini, eski filmlere olan sevgisini, insan doğasını ve Dünya Kupası'nın yarattığı heyecanı da konuştuk.
* Dünya Kupası uluslararası diyaloğun hâlâ mümkün olduğunu, ülkelerin bir araya gelebileceğini hatırlatan bir unsur görevi görüyor mu sizce
- Açıkçası hükümetlerin umurunda olduğunu sanmıyorum. Tabii dünyadaki her ülke için söylemiyorum. Bazı ülkelerin gerçekten önemsediği çok açık; Norveç, İzlanda gibi ülkeler mesela. Ama bu, yaşananların önemli olmadığı anlamına gelmiyor.
Stadyum tribünlerinde iki farklı ülkeden taraftarların iç içe olduğunu görmek gerçekten olağanüstü. Bir tarafta kalp kırıklığı, diğer tarafta sevinç. Ve şu ana kadar her şey yolunda; hiçbir şiddet olayı yaşanmadı. Futbol çok güzel bir oyun. Babamla futbol oynayarak ve izleyerek büyüdüm. Dünya Kupası'nda herkesin nasıl bir arada olduğunu, ülkeler ve kültürler arasında paylaşılan o sevinci görmek çok güzel. Hükümetlerin bunu umursadığını düşünüyor muyum Ne yazık ki pek sanmıyorum.
Haberin DevamıDünyada zaten yeterince gerilim, yeterince ayrışma çizgisi var. Böyle bir ortamda, Dünya Kupası'nda rekabetin büyük bir saygı içinde yaşandığını görmek çok değerli. Gerçekten çok güzel.
* Zenginlik ve gösteriş Los Angeles'ın bir parçası. Aktör olmak için L.A.'ye geldiğinizde ve bu yaşam tarzına yakından tanık olduğunuzda ne hissettiniz
- Los Angeles'a ilk geldiğimde Holiday Inn'de kalmıştım. Santa Monica Pier'in hemen oradaydı. Tabii ki bazı partilere gittiğimi, insanın aklını başından alan evler gördüğümü hatırlıyorum. Yalan söylemeyeceğim; 22-23 yaşındaki biri için inanılmaz heyecan vericiydi. Bir gece gittiğim bir partide Sylvester Stallone vardı, Wesley Snipes vardı. Etrafta çok büyük bir para, çok büyük bir gösteriş hissi vardı. İnsan ister istemez, "Aman Tanrım!" diyordu. O yaşta büyük, gürültülü şeyler seni kolayca büyüleyebiliyor.
Ama kendimi o tarafın içine çok kaptırdığımı sanmıyorum. Los Angeles'ı en başından beri ilginç buldum ama Hollywood tarafı beni biraz sarstı.
O dönem içki içiyordum. Ben daha çok salaş barları severdim. Biraz yıpranmış, yaşanmışlığı olan yerler... Oralarda kendimi daha çok evimde hissederdim.
Haberin DevamıDİZİ VE SİNEMA ARASINDAÇOK BÜYÜK BİR FARK YOK
* Kariyerinize baktığınızda; artık bir yere ait olmayı umut etmekten çıkıp, gerçekten oyuncu arkadaşlarınız tarafından kabul edildiğinizi ne zaman hissetmeye başladınız
- Bilmiyorum... "Bir yere ait olma" fikri aslında oldukça karmaşık bir mesele. İnsanlar size hayatınız boyunca "Sen buraya aitsin" diyebilir ama siz yine de kendinizi dışarıda hissedebilirsiniz. Çünkü içinizde öyle hissetmeyen bir huzursuzluk olabilir.
Ailede, içinde bulunduğu toplumda, çalıştığı yerde "ait olma" duygusunun zaman zaman insanı zorlamasına yabancı değilim. Ama yıllar içinde farklı projelerde, oyuncu arkadaşlarımla çalışırken olağanüstü güzel zamanlar yaşadım. Fakat artık bir yere ait olup olmadığımı başkalarının bana söylemesi bir anlam ifade etmiyor. Bu daha çok insanın kendi içinde çözmesi gereken, kişisel bir şey.
Haberin Devamı* Sinemaya kıyasla dizilerde çalışmanın size keyif veren tarafı nedir
- İnsanlar katılmayabilir ama ben arada çok büyük bir fark görmüyorum. Fark daha çok herkesin emeğinin sonunda ortaya çıkan işin nasıl paketlendiğiyle, süresiyle ve nerede yayınlanacağıyla ilgili. Yani insanlar salonlarda bir dijital platformda mı izleyecek, yoksa sinemada mı izleyecek... Fark daha çok burada.
Benim için sahnede oyunculuk yapmakla kamera karşısında oyunculuk yapmak arasında ciddi bir fark var. Sanırım "Sugar"ın bu sezonu için 400, belki 440 sayfalık senaryo çektik. Bir film senaryosu genelde 110 sayfa civarında olur. Yani neredeyse dört katı bir iş yükünden bahsediyoruz. Ama işin özü aynı; kamera karşısında bir karakteri yaşamak.
Haberin DevamıSUGAR TEMİZBİR NEFES GİBİ
* Sugar karakterini canlandırmanın en güzel yanı ne Kariyeriniz Hollywood'da farklı dönemlerden geçti; sert adam rollerinden komediye, oradan daha çok yönlü karakterlere uzanan bir yolculuk... Peki Colin Farrell'ın bir sonraki dönüşümü ne olacak
- Sugar'ı canlandırmanın en güzel yanı, karakterin temelindeki o iyilik hâli. Kulağa ne kadar sıkıcı gelse de gerçekten böyle. Çünkü Sugar saf biri değil. Şiddetin ve acımasızlığın ne kadar geniş bir alana yayıldığını biliyor. Bunlara çok yakından tanık olmuş biri. Buna rağmen insanların özünde iyi olduğuna dair çok gerçek, çok derinlere yerleşmiş ve doğal bir inancı hâlâ koruyor. Bu nedenle Sugar bana temiz bir nefes gibi geliyor.
Haberin DevamıSırada ne var sorusuna gelince... Hiçbir fikrim yok. Ben sadece her günün sonuna varmaya çalışıyorum. Ama 25 yılın ardından hâlâ çalışıyor olabildiğim için çok minnettarım. Hâlâ harika işlerin bir parçası olabildiğim için şanslı hissediyorum.

7