'Mükemmel anne' diye bir şey yok

Sarah Vaughan'ın romanından uyarlanan "Little Disasters", 6 bölümlük bir psikolojik gerilim dizisi. Paramount+'ta yayınlanan dizi, 'doğum öncesi kursu'nda tanışan dört kadın; Jess, Liz, Mel ve Charlotte'un 10 yıl süren dostluğunu merkeze alıyor. Dizide Jess karakterine hayat veren Diane Kruger ile Los Angeles'ta annelik, toplumun kadınlar üzerindeki dayatmaları ve yönetmen Fatih Akın'la dostluğu hakkında konuştuk.

◊ "Little Disasters"ta hayat verdiğiniz Jess gerçekten çok karmaşık bir karakter. Onu canlandırmak nasıldı

- Büyük bir Sarah Vaughan hayranıyım. "Little Disasters" kitabını okumamıştım ama anne oldum. Şanslıydım, çünkü lohusalık depresyonu yaşamadım. Ama yakın arkadaşlarımın birçoğunun bu konularda zorlandığını biliyorum. Senaryoyu inanılmaz derecede içgörülü buldum; anneliğin ne olduğuna dair çok dürüst ve çok gerçek bir yerden yakalıyordu insanı. Hayatınızın o dönemi hem çok güzel hem de inanılmaz zorlayıcı. O yüzden evet, kesinlikle harika bir roldü, bir yandan da çok gerçek hissettirdi.

ÜÇ ÇOCUĞU OLANLAR NASILBAŞ EDİYOR BİLMİYORUM

Haberin Devamı

◊ Anne olduktan sonra ortaya çıkan yalnızlık hissini nasıl tanımlarsınız

- Kesinlikle hissettim. Lohusalık depresyonu yaşasanız da, yaşamasanız da yalnızlık hissi geliyor. Ben anneliğe gerçekten çok kolay ısındım. Ama en başlarda, inanılmaz derecede izole bir dönem. Ve bu çok korkutucu... Çünkü bir anda biri sana bir bebek veriyor ve "Artık buna bakacaksın" diyor; yolda öğrene öğrene bir şekilde çözmek zorundasın. Bir yandan da kendin sandığın her şey sanki yok oluyor. Ve bu öyle bir şey ki; aslında kimseyle doğru düzgün konuşamıyorsun. Eşinle bile.

Bir de "Yeterince iyi değilim" hissi var. Bunların hepsi gerçek ve insanı uzun süre yalnızlaştırıyor. Hatta ben kendi adıma söyleyeyim; bunları konuşabilmem, kabul edebilmem 2 yılımı aldı. O yüzden Jess'te kendimden bir parça gördüm. Dışarıya her şey yolundaymış gibi gösterme çabası... Benim bir çocuğum var, üç çocuk yapanlar nasıl baş ediyor gerçekten bilmiyorum!

◊ İnsanların yargıları karşısında kendini savunmak da zorlaşıyor.

- Açıkçası artık kendimi savunma ihtiyacı hissetmiyorum. Yaş aldıkça bunu daha iyi anlıyorsun. Ya da anne olunca... Hayatında o kadar çok daha önemli şey oluyor ki... Yani açık söyleyeyim; umurumda bile olmuyor.

Haberin Devamı

ANNELER, HATTA EBEVEYNLEREN YARGILAYICI İNSANLAR

◊ Anne olduktan sonra çevrenizdeki anneleri, yakın arkadaşlarınızı kıyasladığınız ya da yargıladığınız oldu mu Dizideki arkadaşlık dinamiklerinde bu durum var...

- Yani... Sonuçta onlar benim arkadaşlarım. Çocuk yetiştirme konusunda aldıkları her karara katılmasam bile, bunu dile getirip getirmemek arasında çok ince bir çizgi var. Ama şunu söyleyebilirim; genel olarak anneler, hatta ebeveynler hayatımda gördüğüm en yargılayıcı insanlar. Ve ben de aynı derecede suçluyum. Çünkü bu çok özel bir dönem. Sabah çocuğunu okula bırakırken anneleri-babaları görüyorsun, herkes birbirini süzüyor, yargılıyor. Sonra oyun buluşmaları oluyor. Ve bir noktadan sonra "Çocuğa böyle mi disiplin verilir, şöyle mi" gibi şeyler başlıyor. Bu işin doğası biraz böyle. Ama en destekleyici olanlar da yine arkadaşlar. Annelerden oluşan arkadaş grubum ve kız arkadaşlarım olmasa nerede olurdum, bilmiyorum. Bazen gerçekten parçaları toplayan, yardımcı olan, yükü alan onlar.

Haberin Devamı

◊ "Nightbitch", "If I Had Legs I'd Kick You", "Die My Love" ve sizin diziniz, anneliğin karanlık taraflarını gösteren hikâyeler. Bu tarz anlatılarda neden bir artış görüyoruz son dönemde

- Bence bunun temel sebebi, sektörümüzde karar verme pozisyonlarında daha fazla kadının olması. Nihayet... Kadınları gerçekten oldukları gibi anlatmak, bizim yaşadığımız mücadeleleri ekrana taşımak isteyen kadınlar önemli pozisyonlara geldikçe, kadınların daha katmanlı portrelerini görmeye başladık. Üstelik her yaşta kadının. Ben eskiden sadece film yapıyordum, şimdi ise çok daha fazla televizyon ya da streaming projesi yapıyorum; çünkü fırsatlar gerçekten orada.

Haberin Devamı

◊ Sizce "mükemmel anne" diye bir şey var mı

- Hayır, bence yok. Hepimiz elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Anne olunca insan kendi annesine karşı da yumuşuyor; daha anlayışlı oluyorsun, anneni suçladığın şeylere bile başka türlü bakmaya başlıyorsun. Ben de biliyorum, kızım yakında bazı şeyleri mutlaka sorgulayacak, hatta sitem edecek. Ama ben çok uğraşıyorum. Önemli olan tek şey de bu; gerçekten çabalamak.