İnsan hep âşık olmalı işte bu yüzden asla evlenmemeli

Penelope Cruz, Edward Norton, Seth Rogen ve Olivia Wilde'ın rol aldığı "The Invite" (Davet) geçen cuma gösterime girdi. Aynı zamanda yönetmen koltuğunda oturan Olivia Wilde, filmi Kelebek'e anlattı.

İlişkilerle ilgili bildiğimizi sandığımız her şeyi yeniden sorgulatan "The Invite" (Davet) geçen cuma gösterime girdi. Başrolü Penelope Cruz, Edward Norton ve Seth Rogen ile paylaşan Olivia Wilde, filmde aynı zamanda yönetmen koltuğunda oturuyor. Wilde, "The Invite" için "Bugüne kadar yaptığım en kişisel iş" diyor.

BELKİ DE EVLİLİK ROMANTİZMDEN UZAK DEĞİLDİR

◊ "Film, Oscar Wilde'ın 'İnsan her zaman âşık olmalı. İşte bu yüzden asla evlenmemeli' sözüyle açılıyor. Filmin sonunda seyircinin bu sözü daha farklı değerlendirmesini umuyorum."

◊ "Sevmek sürekli bir değişim ve kendini yeniden keşfetme süreciyse, belki de evlilik o kadar da romantizmden uzak bir şey değildir. Benim bu filmle çıktığım yolculuk buydu."


Haberin Devamı

"The Invite" harika. İzlerken koreografiye göre değil, içgüdüye göre yapılmış bir film olduğunu düşündüm. Yönetmen olarak, içgüdüye güvenmeyi, setteki sesleri dinlemeyi nasıl başardınız

- Bu, üzerinde çalıştığım filmler arasında gerçekten yaşayan, nefes alan bir malzeme gibi hissettiren ilk filmdi. Filmin içine girmeniz, onunla bağ kurmanız ve geliştikçe değişen tonuna ayak uydurmanız gerekiyordu. Filmi hikâyedeki olayların sırasına göre çektiğimiz için, neyin işe yaradığını, nerede tempoyu değiştirmemiz gerektiğini ya da seyirciyi biraz farklı bir enerjiye taşımamız gerektiğini içgüdüsel olarak hissedebiliyorduk.

Bir bakıma, filmi yönetirken aynı anda kurgulamak gibiydi. Çünkü enerjiyi nerede yükseltmemiz ya da düşürmemiz gerektiğini hissedebiliyorduk. Çekimlerin içgüdüsel olduğunu hissettirmek çok önemliydi.

Yönetmen olarak filmin görsel ve stilistik yapısı konusunda oldukça net bir fikrim vardı. Filmin amaçsızca ilerliyormuş gibi görünmesini istemedim.

Görüntü yönetmenim ve yapım tasarımcımla önceden hazırladığımız bazı kurallar vardı. Böylece oyuncular tamamen özgür kalabiliyor, ben de kararlarımı içgüdülerime göre verebiliyordum. İyi hazırlıkla birlikte özgürlüğün nasıl bir araya gelebileceğini ilk kez bu filmde gerçekten anladım.

Haberin Devamı


İNSAN HER ZAMAN ÂŞIK OLMALI

İŞTE BU YÜZDEN ASLA EVLENMEMELİ

Film, Oscar Wilde'ın sözüyle açılıyor: "İnsan her zaman âşık olmalı. İşte bu yüzden asla evlenmemeli." Filmi çekmenin sizi daha romantik birine dönüştürdüğünü söylemiştiniz."The Invite"ı yapmak, aşka ve ilişkilere bakışınızı nasıl değiştirdi

- Kesinlikle değiştirdi. Oyuncularımızla birlikte karakterler ve ilişkiler üzerine çalışırken danışmanımız Esther Perel'i de sürece dahil ettik. Bir ilişkinin aslında kendi içinde birden fazla ilişki barındırabileceği fikrini benimsedik. Belki de her ilişki bir noktada sona ermeye mahkûmdur; ancak aynı kişiyle yepyeni bir ilişkiye başlayabilirsiniz.

Haberin Devamı

Bu yeniden keşfetme fikri beni yıllar önce, Esther'in bir TED konuşmasında bundan bahsettiğini duyduğumda çok etkilemişti. Dünyaya bakışımı değiştirmişti. Bu düşünceyi"The Invite"a mutlaka dahil etmek istedim. Filmi çekerken bu fikrin içinde uzun süre yaşamak, uzun ilişkiler ve evlilik konusunda beni çok daha az şüpheci biri yaptı. Çünkü hem bireysel olarak hem de bir çift olarak kendini yeniden keşfetme, değişme ve gelişme özgürlüğü fikrini çok seviyorum.

Oscar Wilde'ın sözünü kurgu aşamasında filme ekledim. En sevdiğim yönetmenlerin ve yazarların yaptığı gibi, bu sözün de filmi belirli bir çerçeveye oturtmasını umdum. Benim için bu aynı zamanda, filmlerinde yönetmenin bakış açısını yansıtan bir alıntıyla başlamayı seven Woody Allen'e da küçük bir selam.

Haberin Devamı

Ancak filmin sonunda seyircinin bu sözü biraz daha farklı değerlendirmesini umuyorum: "İnsan her zaman âşık olmalı. İşte bu yüzden asla evlenmemeli." Fakat sevmek sürekli bir değişim ve kendini yeniden keşfetme süreciyse ve siz bu sürece bağlı kalmayı başarabiliyorsanız, belki de evlilik o kadar da romantizmden uzak bir şey değildir. Benim bu filmle çıktığım yolculuk buydu.

Dürüst olmak gerekirse, beni asıl daha az şüpheci yapan şey filmi seyircilerle birlikte izlemek oldu. İnsanların film karşısında bu kadar duygulanması beni çok etkiledi. Filmi partneriyle izlemeyen pek çok kişi, yeniden gelip bu kez partneriyle izlemek istediğini söyledi. Tüm bu deneyim beni ilişkiler konusunda kesinlikle daha az karamsar biri yaptı.

Haberin Devamı


Filmde dairenin üstlendiği rolü sormak istiyorum. Çiftler farklı odalara ayrıldığında daire adeta bir labirente dönüşüyor. Ekibinizle bu alanı nasıl tasarladınız

- Aslında sen çok güzel tarif ettin: Bir labirent hissi yaratmak istedik. İnsanların birbirine yakın olduğu, samimi bir ortam ama aynı zamanda gizli anların yaşanmasına izin verecek kadar da mahrem alanlar barındıran bir mekân... Her şey, filmin tek bir mekânda geçmesinin önümüze çıkardığı zorlukla başladı. "Amour", "Who's Afraid of Virginia Woolf"ve"12 Angry Men" önemli referanslarımız arasındaydı.