İçimde taşra ruhu var
Kurt Russell, şehir ve kırsalın insanı nasıl dönüştürdüğünü anlatırken, aileler kayıpla başa çıkmayı kimin öğretmesi gerektiğini sorguluyor.
Köşe yazısında Kurt Russell, Taylor Sheridan'ın yeni dizisi "The Madison"de oynadığı Preston karakterinin, şehir ve kırsal yaşam arasındaki gerilimi nasıl kurduğunu açıklıyor. Russell, iyi yazılmış metinlerin oyuncu performansını da belirlemede ne kadar kritik olduğunu vurgularken, karakteri kendisine yakın bulduğunu söylüyor. Ancak genç kuşaklar acı ve kayıpla başa çıkmaya hazırlanmadan büyürken, sanatta bu tür derin insani deneyimleri nasıl sunabiliriz?
Taylor Sheridan'ın son projesi "The Madison", Hollywood'un iki dev ismini bir araya getiriyor. Kurt Russell ve Michelle Pfeiffer'ın başrollerini paylaştığı dizide, New York'ta yaşayan varlıklı bir ailenin babasının ani ölümüyle başlayan süreç anlatılıyor. Aile, babalarının çok sevdiği topraklara, Montana'ya doğru duygusal bir yolculuğa çıkarken; şehir ve kırsal yaşam arasındaki farklar, kayıp ve acı duygusu eşliğinde işleniyor. Kurt Russell ile Kelebek okurları için Zoom'da buluştum.
◊ Şu anda neredesiniz
- Burası Colorado ve medeniyetten epey uzaktayım. Çiftlik işiyle uğraşıyorum, sığır yetiştiriyorum, etimi Aspen'deki restoranlara satıyorum. Covid döneminde bunlara bir süre ara vermek zorunda kaldım ama yeniden başlamayı düşünüyorum. Buradaki yaşam tarzını seviyorum. Batı'nın, benim gibi birine sunduğu hayatı seviyorum.
Ama bir yandan New York'ta kısa süreli zaman geçirmekten de keyif alıyorum. Los Angeles'ta uzun süre kalmaktan hoşlanıyorum. Hayatımın bu döneminde Colorado'da daha fazla vakit geçirmek bana çok iyi geliyor.
◊ Ben de size Türkiye'den sevgiler sunmak istiyorum...
- Harika. Türkiye'nin neresindensiniz İstanbul'da mı, yoksa başka bir yerde mi
◊ Aslında şu anda Los Angeles'tayım ama aslen İstanbulluyum.
- Anladım. İstanbul'a gittim. Muhteşem bir şehir. Sanırım yaklaşık 15 yıl önce oradaydık; dört ya da beş gün kalmıştık. Harika zaman geçirdik, çok eğlenceliydi.
Haberin DevamıMICHELLE YENİDEN BİR ARAYA GELMEK ÇOK ÖZELDİ
◊ Canlandırdığınız karakter Preston, sevgi ve hayatı dolu dolu yaşamak üzerine. Keza karakteriniz ailesinin merkezi. Bu, sizin kendi ailenizle kişisel düzeydebağ kurabildiğiniz bir durum mu
- Kesinlikle öyle. Kariyerim boyunca, özellikle de oyunculuk yaptığım 65 yılın son 40 yılında, benden oldukça uzak, daha büyük ve renkli karakterleri canlandırdım. Ama bu fırsat karşıma çıktığında ve senaryoyu okumaya başladığımda, açıkçası sayfaları geçmekte zorlandım. Çünkü hikâye gerçekten sert ve derinden etkiliyordu, çok tanıdık bir yere dokunuyordu. Evet, bu benim çok iyi tanıdığım, içinde rahatça var olabileceğim bir dünya.
◊ "Tequila Sunrise"ten yaklaşık 40 yıl sonra Michelle Pfeiffer ile yeniden bir araya geldiniz. Aranızdaki dinamik zaman içinde nasıl değişti
- Michelle'labirlikte çalıştığımızda yıl galiba 1988'di. Benim için çok güzel bir deneyimdi ama çekim sürecinin kendisi zaman zaman zorluydu. Ama çok iyi vakit geçirdim. Aradan bunca yıl geçtikten sonra yeniden bir araya gelmek de benim için çok özel bir şeydi. Michelle'in bu rolde müthiş olacağını zaten biliyordum. Ben de hayatımın bu döneminde, onun karakterine doğru şeyleri katabileceğimi hissettim. O yüzden bu buluşmayı gerçekten heyecanla bekledim. Ve tahmin ettiğim kadar keyifli geçti.
Haberin Devamı◊ Sahnelerinizin çoğu telefonda geçmesine rağmen, Michelle Pfeiffer'ın canlandırdığı karakterle bu kadar sıcak ve gerçekçi bir ilişki kurma süreci nasıldı
- Aslında bu biraz yazımın gücüne bağlı. Çoğu zaman oyuncular çok iyi yazılmış bir metnin karşılığında övgü alır. Ama ortalama bir metni ayağa kaldırmak zorunda kaldıklarında bunun kredisi pek verilmez. Oyunculuğun doğasında bu var. Projeyi daha okurken bunu hissediyorsunuz zaten. Yönetmenle ve oyuncularla birlikte asıl çaba da burada başlıyor.
Mesela biriyle yüz yüze değil de telefonda konuşuyorsanız, o ilişkinin bağlamını da içinizde kurmanız gerekiyor. Çocuklarımla da böyle konuşmalar yaşadım. O yüzden bu his bana çok tanıdık geldi. Eğer uzaktan ama çok samimi bir iletişim kurma duygusunu doğru verebilirseniz, seyircinin de bununla bağ kuracağını düşünüyorum. Tabii bunun kendine göre bir zorluğu var. Ama yazılan şeyi gerçekten çok sevdim. Karakteri anlamamı, onun ekrana nasıl yansıyacağını hissetmemi kolaylaştırdı. Bu yüzden süreç, zorlayıcı olmaktan çok keyifliydi.
Haberin DevamıHERKES BU HİKÂYEDE KENDİNDEN BİR PARÇA BULACAK
◊ Taylor Sheridan evrenine girmek için nasıl hazırlandınız
- Aslında Taylor'ın senaryolarında ilginç bulduğum şey, metinlerin tamamlanmış halde gelmesi. Taylor'da okuduğunuz şey büyük ölçüde oynayacağınız şey oluyor. Bence işin en keyifli tarafı da Taylor'ın anlatmak istediğini yakalamak.
◊ Dizide sizin özellikle sevdiğiniz noktalar nelerdi
- Taylor'ın yazım biçimi sayesinde her şey çok sahici bir yerde duruyordu. Dizide erkek karakterlerin ele alınış biçiminin, kadın karakterlerle çok güçlü bir bağı olduğunu düşünüyorum. Dizinin geçtiği New York ve Montana... İkisi de hikâyenin önemli oyuncuları. Dizideki ailem büyük bir aile trajedisi sonucu kendilerini tamamen yabancı hissettikleri Montana'ya gitmek zorunda kalıyor. Ama orası babalarının sevdiği ve ailesinin görmesini, deneyimlemesini ve anlamasını istediği bir yer. Kendini sudan çıkmış balık gibi hisseden insanların bu süreçte nasıl büyüyebildiğini izlemek gerçekten çok etkileyici. Ayrıca Taylor Sheridan'ın acı yaşayan bir kadına bakışını çok ilginç buldum. Acıyla nasıl başa çıkacağını belki de hiç öğrenmemiş bir aileyi görüyoruz burada. Daha önce böyle bir şey yaşamamış insanlar... Bence pek çok kişi bununla bağ kurabilir. Ben kesinlikle kurdum.

8