FİLMLER DÜNYANIN BİR YANSIMASIDIR

Emma Stone ile Jesse Plemons'un başrollerini üstlendiği "Merhamet Hikâyeleri" (Kinds of Kindness) önceki gün vizyona girdi. 77. Cannes Film Festivali'nde Plemons'a "en iyi erkek oyuncu" ödülünü getiren film, üç farklı hikâyeyi konu alıyor. Lanthimos yapımda "insanların hükmetme dürtüsünü ve özgür iradenin yokluğunu" anlatıyor. Usta yönetmen Yorgos Lanthimos ile Cannes'da bir araya geldik ve Kelebek okurları için yeni filmini konuştuk.

Sizin için bu filmin anlamı nedir

- Bu film üç farklı hikâyeyi anlatıyor. Biz bu hikâyelerin birbirine ait olduğunu hissettik. Gerçi yazma şeklimiz çok içgüdüseldi. Daha sonra filmin formu konusunda biraz deneme yapmamız gerekti. Birden fazla hikâyeyi kullanmaya karar verdik. Aklımızdaki fikirlerin bir listesini yaptık ve orijinal olana yakınları seçtik.
Filmde insan davranışlarının karmaşık dünyasını anlatıyoruz. Diğer insanlar üzerindeki kontrol, inanç, sevgi, yoksunluk ve tüm bu davranışların nereye vardığı gibi kavramlar da yer alıyor.

Yazarken, üç hikâyede de aynı isimleri oynatma fikri aklınızda mıydı

- Pek yoktu aslında. Filmi yaratırken Emma Stone ile çalışmak istediğimi biliyordum. Çünkü Emma ve ben, birlikte çalışmayı seviyoruz. Başlangıçta aynı oyuncuların her hikâyede farklı roller oynaması gibi bir fikrim yoktu. Sanırım Emma'yı sadece son hikâye için aklımda tutuyordum. Ancak üç hikâyede de aynı kişilerin farklı rolleri oynamasının ilginç olacağını düşündüm. Daha sonra Willem Dafoe, Margaret Qualley ve Joe Alwyn gibi birlikte çalışmaktan keyif aldığım insanlarla yeniden bir araya geldim. Jesse Plemons ise uzun zamandır birlikte çalışmak istediğim biriydi. Jesse günümüzde sahip olduğumuz en büyük aktörlerden. Hong Chau ve Mamoudou Athie gibi oyuncuları da keşfettim. Bu da beni heyecanlandırdı.

strong class'read-more-detail'Haberin Devamı

BU BİR MEYDAN OKUMAYDI

Filmin galası Cannes'da yapıldı. Ben de galadaydım. O gece nasıl geçti

- Film galaları her zaman heyecanlı olur ama özellikle sinema için büyük bir etkinlik olan Cannes'da bu durum daha zordur. Galalarda hep çok gergin hissediyorum. Orada olmak ve filmi o kadar insanla birlikte izlemek garip geliyor. Ama tabii olumlu tepki aldığınızda bir tür özgürleşme yaşıyorsunuz. Her şeyin ötesinde bir rahatlama duygusu da hissediyorsunuz. Ve filmin bir döngüyü tamamladığını anlıyorsunuz. Artık dünya, filmin keyfini çıkarabilir...

Bu filmde sizi en çok zorlayan noktalar nelerdi

strong class'read-more-detail'Haberin Devamı

- Farklı roller canlandıran oyuncuların dengesini bulmak, bunu büyük bir şova dönüştürmeden yapmak ve onların bir hikâyeden diğerine geçerken çok fazla değişmemesini sağlamak zordu. Ama aynı zamanda farklı karakterler olduklarına dair bir his olması da gerekiyordu. Bu bir meydan okumaydı. Karşılaştığımız en heyecan verici zorluklardan biriydi.

Çok fazla set tasarımı ve dekor gerektiren "Sarayın Gözdesi" (The Favorite) ve "Zavallılar" (Poor Things) gibi filmler yaptım. Bu film ise günümüzde geçtiği için dış çekimleri çoktu.

Çok daha basit bir film yapacağımızı düşündük. Ama elbette gerçek dünyanın sürprizlerini beklemiyorduk. Her şey düşündüğümüzden çok daha karmaşık hale geldi. Gerçekten ilginç bir meydan okumaydı.
TUHAF, ÇILGIN VE ÜZÜCÜ BİR DÜNYADA YAŞIYORUZ

strong class'read-more-detail'Haberin Devamı

Çok derin ve tartışmalı düşünceleri dönüştürüp ortaya koyuyorsunuz. Bize de noktaları veriyorsunuz ve onları birleştirmemizi istiyorsunuz. Bu hikâyeleri tek başınıza mı kurguluyorsunuz

- Kendime güvenip güvenmediğimi bilmiyorum ama çevremdeki birçok insana güvenmeye çalışıyorum. Bu nedenle başka insanlarla çalışmayı seviyorum. Kendi başıma hiçbir şey yapmıyorum. Çok içgüdüsel çalışıyorum. Bir şeyleri entelektüelleştirmemek hakkında çok konuşuyoruz.