Banu Yelkovan yazdı...
Bir maçın hikâyesi bazen taktikle, bazen yıldızlarla, bazen de oyunun ritmini kimin belirlediğiyle yazılır. Bazı geceler de daha ilk düdükle birlikte hikâyenin yönünü hissedersiniz. Anfield'da öyle oldu. Daha ilk dakikalarda oyunun sınırlarını kimin belirleyeceği öne çıktı ve maalesef cevap oyunculardan çok, düdüğün sahibine yakındı.
Bu maçın tamamı tabii ki hakemle açıklanmaz. Yine de Galatasaray'ın oyuna tutunma çabası daha ilk andan törpülendi. Özellikle ilk yarıda verilmeyen fauller, devam ettirilen temaslar ve ilk golün başlangıcındaki tartışmalı pozisyon, oyunun dengesini kıran küçük ama kritik anlar olarak biriktikçe birikti. Üzerine bir de penaltı eklendi. Uğurcan Çakır'ın Salah'ın vuruşunu kurtarması, sadece skoru değil, adalet duygusunu da bir süreliğine ayakta tuttu.
Haberin DevamıKALiTE FARKI ORTAYA ÇIKTI
Uğurcan'ı bir kenara ayırırsak, Galatasaray'ın ne bireysel ne de kolektif olarak iyi bir gecesi değildi. Özellikle ilk yarıda topu ayağında tutacak, oyunun ritmini düşürecek bir oyuncuya duyulan ihtiyaç fazlasıyla hissedildi. Gününde bile değil, yılında bir İlkay olsaydı belki oyunun kontrolünü bu kadar erken ve bu kadar belirgin biçimde kaybetmezdi.
Gözden KaçmasınGalatasaray'da Uğurcan Çakır, kalesinde büyüdü: Çabası İngiltere'de tur için yetmedi!Haberi görüntüleİkinci yarıda Liverpool'un kalitesi, bu seviyede affetmeyen bir netliğe dönüştü. Bu sezon daha önce iki kez yendiğimiz için Arne Slot'un takımının, Avrupa'da ve Premier Lig'de hücum verimliliği açısından en istikrarlı ekiplerden biri olduğu gerçeğini unutmuş olabiliriz. Ama hatırlattılar. Sezon genelinde iç sahada oynadıkları son 19 Avrupa maçının 15'ini kazanan bir takımın öz güveni sahaya net şekilde yansıdı. Avrupa kupalarında oynadıkları son 51 maçın hiçbirinin 0-0 bitmemiş olması, maçın bir yerde kırılacağını gösteren bir başka detaydı.

3