Milli takımımız, ait olduğu yerde ve çoktan hak ettiği yerde.
Ölüp ölüp dirildiğimiz son dakikalar bittiğinde ve İngiliz hakem Michael Oliver karşılaşma boyunca çok az kullandığı düdüğünü son kez çaldığında, bu takım çoktan hak ettiği Dünya Kupası biletini sonunda cebine koydu. Bu kadar futbolla yatıp kalkan bir ülke olarak Dünya Kupası'na gitmemizden çok, bugüne kadar sadece iki kez gidebilmiş olmamız çok daha büyük bir muamma kuşkusuz ama bu başka bir günün tartışması.
DENGELi VE SABIRLI BAŞLADIK
Kosova deplasmanında ilk yarı dengede ve sabırla oynandı. Türkiye topa daha çok sahipti ama Kosova geldiğinde daha net geliyordu. Uğurcan'ın tek elle çıkardığı o top, Kenan'ın taşıdığı her atak, Hakan'ın dokunuşları... Hepsi bir şeyin habercisiydi ama adını koymak için ikinci yarıyı beklememiz gerekti.
Türkiye istedi, zorladı, sıkıştırdı ve sonunda Orkun Kökçü'nün ceza sahasına gönderdiği orta mıydı, şut mu tartışılacak topa Kerem'in tarihi dokunuşuyla skoru açtı. Tesadüf bu ya, Romanya'ya attığı golle birebir aynı dakikada, 53'te golü buldu.
Haberin DevamıBütün başarısına rağmen, yabancı basından bile istifa sorularına maruz kalan Montella'nın sabırla kurduğu oyun, golden sonra hızını düşürdü. İlk yarıda bekleyen, doğru anı kollayan Kosova artık risk almak zorundaydı. Ellerinden geleni yaptılar ama Uğurcan'ı geçemediler.
Gözden Kaçmasınİbrahim Hacıosmanoğlu: 'Türkiye'ye Dünya Kupası'yla döneceğiz!'Haberi görüntüleGiDEMESEK HERKES KAYBEDERDi
Türkiye için skorun yeterli olması maçın son dakikalarını kalp çarpıntıları içinde, saniyeleri sayarak geçirdiği gerçeğini hafifletmedi. Son dakikalarda korner üzerine korner kullanan Kosova'yı, yaptığımız oyuncu değişiklikleri sonrası maç uzatmalara ya da penaltılara giderse nasıl çıkarız konusunu düşünmemeye çalışarak izledik. İngiliz hakem son düdüğü çaldığında futbol bize bir kez daha, yeri geldiğinde bir golün dünyalara bedel olduğunu gösterdi.

4