Ankara'da özel tiyatro uğraşı

Ankaralı olduğumda tiyatro olaylarına uzak düşeceğimi sanmıştım. Ne yanılgı! Başkentin o dönemde sahne sayısı az olan Devlet Tiyatrosu'nun ve Ankara Sanat Tiyatrosu'nun dışında, önemli yapıtlarla gündemde olan birçok özel tiyatrosu vardı. 12 Mart öncesinde ve sonrasında yaşanan toplumsal gerilime karşın bu topluluklar perde açabiliyordu.

İzmir Caddesi ile Necati Bey Caddesi'nin köşesindeki bir salonda, henüz ünlenmemiş Halil Ergün'den, Aziz Nesin'in "Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz"ının sahne uyarlamasını izlemiştim. Nesin'in "Düdükçülerle Fırçacıların Savaşı" oyununu ise Mithatpaşa Caddesi'ndeki bir salonda görmüştüm. Vasıf Öngören'in ünlü "Asiye Nasıl Kurtulur"u Zeliha Berksoy'un yorumuyla Kızılay'da Ankara Birliği Tiyatrosu yapımı olarak sunulmuştu. Ayberk ölok'un başrolü oynadığı, yine Öngören imzalı "Almanya Defteri", Atatürk Bulvarı'nın Kavaklıdere tarafındaki bir sahnede oynanmıştı. Can Yücel'in çevirdiği, oyunculardan yalnızca Savaş Yurttaş'ı anımsadığım, Peter Weiss'in ünlü Diktatör Salazar yergisi olan "Salozun Mavalı" İzmir Caddesi'ndeki bir sahnede yer almaktaydı. Maltepe'de Macit Flordun'un Arthur Miller'ın "Bedel"inde oynadığı tiyatro salonu vardı. Halk Oyuncuları bir süre ağdaş Sahne'de (şimdiki Şinasi Sahnesi) oyun sergiledi. Ardından bir bölümünü Yılmaz Onay'ın yönettiği ağdaş Sahne yapımları geldi. eşitli nedenlerle açılıp kapanan AST yoğun bir politik tiyatro uğraşı içindeydi. "III. Reich'ın Korku ve Sefaleti" ile "Ana" oyunları manşetlerde yer alıyordu.

1970'li yıllarda insanlar gazete/dergi okuma kültürüne sahipti. Oyunlar yazılı basında duyurulurdu. Seyirci tiyatro olaylarıyla buluşabiliyordu.

12 EYLÜL DARBESİ GELİNCE

Bu saydığım yapımlar Türkiye ya da dünyada ilk kez oynanan yapıtları tanıtıyordu. Özellikle politik tiyatro yapan toplulukların enerjisi coşkulu bir oyuncu-seyirci iletişimi sağlıyordu. AST'nin "Zengin Mutfağı", "Sakıncalı Piyade" gibi parlak yapımları da bu döneme rastlar. Aynı dönemde AST sanatçısı Erkan Yücel kendi gezginci topluluğunu (Devrimci Ankara Sanat Tiyatrosu/DAST) kurmuştu. Politik tiyatro, "slogancı" ve "slogancı olmayan" özellikleriyle tartışılmaktaydı.

12 Eylül 1980 darbesi yapıldığında politik tiyatro sunan özel topluluklar tarihe karıştı. Kullandıkları salonlar da "tiyatro" olma niteliğini yitirdi. Yalnızca AST ve Erkan Yücel'in yerleşik düzende sürdürdüğü Ankara Halk Tiyatrosu (AHT) süreklilik sağlıyordu. Yücel'in ölümü ve Rutkay Aziz'in İstanbul'a gitmesi bu iki topluluk için olumsuz dönüm noktalarıdır. Menekşe Sokak'ta daha sonra konuşlanan Ankara Ekin Tiyatrosu yerleşik düzende var olma savaşımında dirense de sonunda turne düzeninde karar kılacaktı.

1980'ler iki başka değişim daha getirdi. ok kanallı televizyon olgusu topluma egemen olmuştu. Televizyon/ dizi oyunculuğu para kazandırıyordu. Başkentten İstanbul'a oyuncu göçü ivme kazandı. Aynı aşamada oyun projelerine devlet desteği uygulaması da gündeme geldi. Topluluklar çoğunlukla "destek" tutarını belirleyen jürinin karşı çıkmayacağı oyunlara yöneldiler.