​Korkma, devlet istikbali yazar!

​Şafak, bozkırın bağrını delerek ağarıyordu. Gökyüzü esaretin kara gölgesinden sıyrılırken ufukta beliren o mağrur silüet, asırlık uykudan uyanan iradenin nişanesiydi. Rüzgâr, asırların derinliğinden süzülüp gelen kutlu çağrıyı, bir kopuzun telinden dökülen sır gibi vakurca fısıldıyordu.

Dışarıdaki bu görkemli uyanış Gökbey'in ruhunda derin yankı bulmuş; tabiatın bu sessiz ihtişamı, onun içindeki fırtınaları daha da belirgin kılmıştı.

​Gökbey, zihnindeki karmaşayı dindirmek istercesine Bilge Gökşin'in huzuruna durdu. Bakışları, mermer bir sütuna düşen keskin gün ışığında takılı kaldı; sanki o ışık hüzmesi, zihnindeki karanlığı yarmaya ant içmiş bir hakikat kılıcıydı.

​— Korku nedir pirim diye sordu Gökbey. Karanlık yolumuzu mu kesecek

​Gökşin, asasını zamanın kalbine vurdu:

​— Korkma evlat! Korku, özünü unutanın zindanıdır. Tarih; sadece vakaların dökümü değildir, rüzgârın yönünü değiştiren dağ gibi iradelerin de hikâyesini yazar. Bazıları sadece günü kurtarır, bazıları ise asırları inşa eder. Karşında duran bu vakar; hem bugünün düğümlerini çözen mahir bir el hem de istikbalin güvencesi "devlet aklı"dır.

​— Bak ve gör! dedi Bilge, ufku işaret ederek. Zillettekiler nefesinin kesilmesini beklerken, hıyanet pusularının kurulduğu o en dar vakitte; O, daha derinden bir nefes alarak ciğerlerini vatan aşkıyla doldurandır.

—Terörün gölgesini silen, anarşiyi toprağa gömen ve Türk'ün bekasını yegâne gaye edinen bu çelik irade, şahlanış döneminin baş mimarıdır. Ortadoğu'nun hırçın sularını dindirip o coğrafyayı Türkistan'ın kadim ruhuyla yeniden yoğuran, herkes susarken hakikati cihanın yüzüne haykıran cesurdur O.

​— O'nu okumak, bir sadakat sınavıdır Gökbey. Uzattığı el dost için sarsılmaz bir kale, sıktığı yumruk ise hıyanetin tepesine inen devlet geleneğidir. O'nun "hayır" dediği yerde şer düğümlenir, "evet" dediği yerde milletin yarası sarılır. Gündelik hesapların sığ sularında değil, fırtınalı kadim denizlerde gemisini menzile ulaştıran kudrettir O.

​Gökbey fısıldadı:

​— Peki ya bu yolun sonu nereye varır

​Bilge, ufku işaret etti:

​— Zihnindeki haritayı beşerî sınırların dar prangalarından kurtar! Bakışlarını Turan rüyasıyla ısınan bozkırlara çevir. Mavi Vatan'ın hür dalgaları ile Anadolu'nun bereketli toprağı aynı potada eridi. Kaşgar'dan Balkanlar'ın mahzun yamaçlarına uzanan, Türk birliğini kader ortaklığına dönüştüren tılsımı gör.

​— Bu büyük tılsımın mayası tarihin şahitliğinde atıldı. O gün; yürekleri ısıtan bir fikrin devletle kucaklaştığı, bir milletin kaderinin yeniden yazıldığı gündür. İşte o gün bugün Gökbey. Elli yılı aşan o kutlu yürüyüş, O'nun liderliğinde zirveye ulaştı.