İki lider, tek irade, tam bağımsız Türkiye: Safını belirle!

Yazı, Erdoğan-Bahçeli ittifakını 'vatan kurtarma' olarak sunup muhalefeti 'şahsi hırs' ile suçlarken, 'devlet adamlığı' ile 'siyaset ticareti' arasında kurduğu ayrım gerçekten net midir?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, güncel siyaseti Atatürk'ün 'vatan söz konusuysa gerisi teferruat' ilkesine bağlayarak, hükümetin terörle mücadelesi ve savunma teknolojilerindeki başarılarını 'milli irade' olarak sunarken, muhalefete yolsuzluk ve riyakarlık atfetmektedir. Ancak geçmiş söylemleri kritik etmeyi 'sahte algı' olarak nitelemek, meşru demokrasiye ait hesap sorma mekanizmalarını zayıflatmaz mı?

​Farkında mısınız

​Türkiye, artık sıradan siyasi bir rekabetin değil, bağımsızlık savaşının tam merkezinde.

BİR YANDA; sosyal medya mecralarında siyasetçilerin "dün" söylediklerini cımbızlayıp "bakın nasıl değişti" diye algı kasanlar;

DİĞER YANDA ise; bin yıllık devlet geleneğinin bugünkü temsilcileri olarak tüm şahsi ikballerini elinin tersiyle itenler var.

​Gelin, bu meseleyi açık açık konuşalım. Çünkü siyaset, artık bir "söz" yarışı değil, bir "vatan kurtarma" sanatı.

ATATÜRK'ÜN ÇİZDİĞİ ROTA: "MESELE VATANSA..."

​Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Milli Mücadele'nin en zorlu virajlarında ne demişti:

"Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır."

​İşte bugün Türkiye'nin tam olarak durduğu hiza burası!

​Eğer vatanın birliği, terörün kökünün kazınması ve tam bağımsız bir Türkiye hedefi söz konusuysa;

Dünün siyasi rekabet cümleleri, bugünün stratejik hamleleri yanında sadece birer "teferruat" kalır.

Atatürk, şartlar değiştiğinde stratejisini güncelleyen, milleti için en doğru kararı anında alan bir dehaydı.

​Bugünün "Türkiye Ekseni" de tam olarak bu dehanın, bu devlet aklının bir devamıdır.

ATEŞTEN GÖMLEĞİ GİYEN İRADE: ERDOĞAN VE BAHÇELİ

​Türkiye siyasetinde sağ kanat gelenek, ne zaman memleket bir darboğaza girse gövdesini taşın altına koymuştur.

​Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Devlet Bahçeli'nin sergilediği duruş, sadece bir ittifak değil, bir Beka Mukavelesidir.

​Bu iki lider, şahsi hırslarını, parti çıkarlarını ve "eskiden ne demiştik" kaygılarını bir kenara bırakarak Türkiye'nin bekası uğruna "Ateşten Gömleği" sırtlarına geçirmiş iradedir.

​2016'daki FETÖ darbe girişiminden sonra nizamı hızla düzelten de,

2018'le beraber Türkiye'yi hantal bürokrasiden kurtararak "hızlı karar alan bir güç" haline getiren de yine bu iradedir.

​Terörsüz bir Türkiye için atılan her cesur adım, dünü bugüne kurban etmek değil; dünden ders alıp yarını kurtarma mücadelesidir.

KİMİN HIRSI KİMİN KAVGASI

BİR TARAFTA; Türkiye'nin terörle mücadelesini bitirmek, sınırlarını sağlama almak ve küresel bir aktör olmak için kendi siyasi kariyerini riske atan, ateşin içine yürüyen bir liderlik var.

DİĞER TARAFTA; "Baharlar gelecek" diyerek millete umut tacirliği yapıp, arka planda belediyeleri rüşvet, yolsuzluk ve irtikap bataklığına çeviren; şahsi koltuk hırsı için en kirli pazarlıklara oturan bir zihniyet var.

​Millet acele etmeden şuna karar verecek:

​*Kendi geçmişini vatanın geleceği için feda edebilen Devlet Adamlığı mı,

​*Yoksa güzel cümlelerin arkasına saklanıp şahsi servetini ve hırsını büyüten Siyaset Tüccarlığı

​Siyasetin de, devlet adamlığının da değişmez tek bir anayasası vardır:

​*Millete verilen söz namustur!*

​Bugün, düne dair ille de bir şeyi hatırlayacaksak o da:

KİMİN; millete verdiği sözü namusu bilip yerine getirdiği,

KİMİN ise; sözlerini şahsi ikbal pazarlıklarında bozuk para gibi harcadığı olmalıdır.