DEAŞ'ın masadaki yeni planı: Kirli pazarlıklar ve jeopolitik tuzaklar

​2026 yılının ilk günlerinde, bölge başkentlerinden sızan istihbarat raporları tek bir gerçeği işaret ediyor: DEAŞ artık sadece bir terör örgütü değil; küresel güçlerin birbirini terbiye etmek ve sınırları yeniden çizmek için sahaya sürdüğü "fonksiyonel bir aparat"…

Anadolu Ajansı'ndan Reuters'a, SANA'dan The New York Times'a kadar uzanan veri akışı, Ankara'yı merkezine alan bu satranç oyununu tüm çıplaklığıyla deşifre ediyor.

REJİM ENKAZINDAN SIZAN TEHDİT

​Suriye'de Esed rejiminin devrilmesi ve Mart 2025'te Ahmed Şara liderliğinde kurulan yeni yönetim, bölgede kartların yeniden dağıtılmasına neden oldu. Ancak rejimin çöküşüyle ortada kalan "kalıntılar", bugün radikal odakların elinde bir koçbaşına dönüşmüş durumda.

Halep'te yılbaşı sabahı son anda engellenen o kanlı eylem girişimi, aslında Türkiye sınırına doğru yeni bir istikrarsızlık hattı inşa etme hırsının sadece ilk sinyaliydi.

​WASHINGTON'IN "SÜPÜRME" STRATEJİSİ

Trump yönetiminin Aralık 2025 sonunda onayladığı 901 milyar dolarlık devasa savunma bütçesi ve Suriye yaptırımlarını kaldıran hamlesi, bölgede yeni bir dönemi başlattı. Ancak Trump'ın "Noel Hediyesi" olarak nitelediği operasyonlar, örgütü yok etmekten ziyade militan unsurları Rusya ve İran'ın nüfuz alanlarına doğru "süpürme" gayesi taşıyor.

Putin'in bu duruma "ABD, terörü bir kaldıraç olarak kullanıyor" diyerek ateş püskürmesi, vekalet savaşlarının ulaştığı tehlikeli boyutu özetliyor.

TEL AVİV'İN GÜVENLİK ŞANTAJI

Meselenin en sinsi ayağı ise Tel Aviv hattında düğümleniyor. İddialara göre İsrail, bölgedeki radikal unsurların varlığını Avrupa'ya karşı bir "güvenlik şantajına" dönüştürmüş durumda…

Batı başkentlerine: "Eğer İsrail'in bölgedeki varlığını ve operasyonlarını sorgularsanız, Ortadoğu'nun radikal dalgasını Paris sokaklarında, Berlin metrolarında karşılamaya hazır olun" mesajı veriliyor. Avrupa, terör göçü korkusuyla terbiye edilirken; İsrail bu kaos üzerinden kendine diplomatik bir dokunulmazlık zırhı kuşanıyor.

​METROPOLLERDEKİ SESSİZ SAVAŞ: HİBRİT SABOTAJ

​Peki, bu kirli planda Türkiye'nin payına ne düşüyor Sızıntılar, tehdidin artık meydanlardaki bombalardan ibaret olmadığını gösteriyor. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerin enerji iletim hatları, su arıtma tesisleri ve ulaşım sistemleri artık birer hedef.

Hedef; fiziksel bir patlamadan ziyade, siber müdahalelerle hayatın akışını durdurup toplumda bir "yönetilemezlik" algısı yaratmak. MİT ve USOM raporları ayrıca İçişleri Bakanlığı'nın "Hibrit Terörizm" raporu da tam olarak bu sinsi değişime dikkat çekiyor.

​TÜRKİYE: STRATEJİK BİR DİRENÇ HATTI

​Ankara, tüm bu vekalet savaşları sarmalında terörü bir aparat olarak kullanmayı reddeden tek gerçek aktör olarak duruyor. Türkiye'nin sahada ve dijital mecrada eş zamanlı yürüttüğü "Önleyici Müdahale Stratejisi", bugün sadece kendi sınırlarını değil, aslında bu sinsi şantaja boyun eğen Avrupa'nın da güvenliğini koruyan asıl direnç hattını temsil ediyor.