Asra vurulacak mühür: Türk Dünyası

Dünya, 2026 yılının ilk ayını küresel bir belirsizlik sarmalında karşıladı. Bir yanda Rusya-Ukrayna arasındaki yıpratma savaşının Avrupa'nın güvenlik mimarisini yerle bir etmesi, diğer yanda ABD ve İran arasındaki gerilimin Orta Doğu'da yeni bir ateş çemberi oluşturma riski ve akıbeti hâlâ belirsizliğini koruyan Gazze(!) Barış Kurulu süreci... İşte bu "kaos" içinde Ankara, Türk dünyasıyla birlikte kendi tarihini yazıyor.

BİR ZİYARETTEN FAZLASI: 29 OCAK MİLADI

​Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev'in (29 Ocak 2026) Ankara'da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya gelmesi, sıradan bir devlet ziyareti değildi. Bu buluşma, henüz on gün önce iki ülkenin dışişleri, savunma ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan "4+4" formatındaki teknik hazırlığın siyasi zirvesiydi.

​Perde arkasında yatan gerçek: Türk dünyası, artık Rusya'nın "arka bahçesi" veya Batı'nın "enerji istasyonu" olmaktan çıkıp, kendi savunma ve ekonomik doktrinine sahip bir "Üçüncü Yol" inşa ediyor. Ne Doğu ne Batı; sadece bölgesel istikrar ve tam bağımsızlık. Dün sadece kültürel bir "temenni" olan bu birliktelik, bugün askerî ve ekonomik bir "zorunluluk" haline geliyor.

DÜNYANIN GÖZÜ BURADA

​Türk dünyasındaki bu kurumsal şahlanış, küresel satranç tahtasında taşları deviriyor ve sözde büyük güçlerden farklı tepkiler topluyor:

Avrupa ve ABD (Yeni Güç Merkezi): Washington merkezli analizlerde Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), artık denklemi bozan bir "X Faktörü" olarak tanımlanıyor. Brüksel ise Orta Koridor'un hayata geçmesiyle Rusya'ya olan lojistik bağımlılığından kurtulmanın heyecanını yaşıyor. Fransız medyasında yer alan "Türkiye, Orta Asya'da Rusya'nın yüzyıllık oyununu bozuyor" yorumları, Batı'nın duyduğu kaygılı saygının bir ifadesi.

Rusya (Geleneksel Rahatsızlık): Moskova, bu yükselişi "sessiz bir endişe" ile izliyor. Rus devlet televizyonlarında geçen "Ankara, Orta Asya'nın yeni kutbu haline geliyor" itirafları, yüzyıllık nüfuz alanının el değiştirdiğinin jeopolitik kabulü.

İsrail (Stratejik İzleme): Tel Aviv, Türkiye'nin Azerbaycan ve Orta Asya'daki nüfuz artışını dikkatle izliyor. İsrail stratejistleri, bu "Türk Kuşağı"nın İran'ın manevra alanını kuzeyden tamamen daraltan stratejik bir hat olduğunu vurguluyor.

TÜRK DÜNYASI UYANIŞTA MI

​Evet, ancak bu duygusal bir uyanışın ötesinde, rasyonel bir kurumsallaşma. Dünün "romantik hayalleri", bugünün "somut kararlarına" dönüşmüş durumda:

Askerî Entegrasyon: Türkiye ile Özbekistan arasında bugün resmileşen askerî iş birliği planları, bölgedeki güvenlik boşluğunu Türk savunma sanayii ve SİHA doktrini ile dolduruyor.

Orta Koridor: Hazar geçişli ticaret yolu, küresel krizlerin ortasında Doğu ile Batı arasındaki en güvenli ve istikrarlı güzergâh haline geldi.

Kültürel Çimento: 34 harfli "Ortak Türk Alfabesi" üzerindeki mutabakat, siyasi birliğin kültürel ve zihinsel temellerini de sağlamlaştırıyor.

BİR KUŞATMA DEĞİL "BÖLGESEL İSTİKRAR KALKANI"