Merhabalar sevgili okurlar.
Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Derneği (STGM), 2004 yılında, ülkemizde katılımcı demokrasinin gelişiminde sivil toplumun önemine inanan bir grup fikir önderi ve aktivist tarafından kuruldu.
STGM' nin temel amacı, yurttaşın sesi ve demokrasinin temel bir aktörü olan sivil toplum örgütlerinin güçlenip daha etkin çalışmalar yapmalarına destek olmak. Bu nedenle, her ne kadar sivil toplumun bütün yapılarına destekler sağlıyor olsa da; STGM, hak temelli yaklaşıma sahip örgütlenmelere öncelik tanıyor. STGM' nin öncelikli hedef grupları ; toplumsal cinsiyet, çocuk, insan hakları, gençlik, çevre, engelli hakları ve kültürel haklar / kültür-sanat alanlarında faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri.
STGM' nin çalışma alanlarının başında kapasite güçlendirme destekleri geliyor. Bu güçlendirme çalışmaları yaygın eğitim programlarından örgütlere hukuki destek sağlamaya, kurumsal rehberlik çalışmalarından sivil ağ ve işbirliklerinin güçlendirilmesine kadar zaman içinde değişen ihtiyaçlara yönelik biçimler alıyor. Politika savunuculuğu STGM için hem kendisinin örgütlenme özgürlüğü bağlamında gündeminde olan, hem de örgütleri güçlendirmek için programlar geliştirdiği bir diğer çalışma konusu.
Haberin DevamıÖte yandan, STGM başta T.C. Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı ve T.C. İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü (STİGM) olmak üzere; sivil toplum ile ilgili görevleri olan kamu kurumlarıyla yakın, çalışmalar yürütüyor.
STGM' nin UNICEF Türkiye ortaklığıyla yürüttüğü Çocuk Hakları Alanında Çalışan STÖ' lerinin İzleme, Raporlama ve Savunuculuk Kapasitelerinin Artırılması Projesi kapsamında; Türkiye' de eğitim sisteminin çocuklar üzerindeki etkileri, ERG Eğitim İzleme Raporu 2025' in yazarlarından olan Kayıhan Kesbiç ile çevrim içi bir buluşmada (Webinar) konuşuldu.
Okul' un, çocukların en çok temas ettiği kamu kurumu olduğunu söylüyor Sayın Kesbiç. Bununla birlikte, burada çok iyi çalışan bir çocuk koruma sistemi olduğunu söylemenin de çok zor olduğunu ilave ediyor. "Çocuk Koruma" nın öğretmenlerin, rehber öğretmenlerin ve okul idarecilerinin de -kişi başına düşen öğrenci sayısının fazla olması nedeniyle- çok zorlandıkları bir alan olduğunu ifade ediyor. Ancak ne olursa olsun; çocuğun evinde ya da ev dışında nasıl bir hayat yaşadığının, evinde bir sorun olup olmadığının, iyi beslenip beslenemediğinin takip edilebildiği yegane bir alan okul. Dolayısıyla eğitime erişim, özellikle de örgün eğitime erişim çok önemli bir başlık. Kesbiç, ERG olarak eğitime erişimin yalnızca akademik bir mesele olmadığını, aynı zamanda bir çocuk koruma meselesi olduğunu hatırlatıyor.
Haberin DevamıKesbiç, örgün eğitimden kopuşun 14–17 yaş grubunda başladığını anlatırken; açık liseye geçişlerin ve örgün eğitimden kopuşun çocuk işçiliği, erken yaşta evlilik ve istismar risklerini artırdığını da söylüyor. Ve "Biz, bu yaş grubu çocukların eğitimden kopmaları, çocuk işçiliği haline gelmeleri, erken yaşta ve zorla evlendirilmeleri konularında; okulun koruma sisteminin dışına çıkmamaları gerektiğini ve bunun onların kişisel gelişimleri, fiziksel bilişsel gelişimleri için önemli olduğunu vurguluyoruz." diyor.
Webinar' da öne çıkan başlıklardan biri de, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM). Yaklaşık 390 bin çocuğun haftanın büyük bölümünü işletmelerde geçirdiği bu model, okulun koruyucu işlevini zayıflatıyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde iş yeri denetimlerinin yetersiz olması, çocukları iş kazaları ve sömürüyle karşı karşıya bırakıyor.
Haberin DevamıKesbiç' e göre sorun yalnızca güvenlik değil; çocukların sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimlerinin de bu model içinde yeterince gözetilmemesi. Zira, her dört çocuktan birinin iş gücüne katıldığı görülüyor. Çocukların bir gün okula gittiği, diğer günlerde işletmelerde çalıştığı bir okul türü̈, çocuk koruma misyonunu ve çocuğu dışarıda bırakıyor.
Webinar' da öne çıkan başlıklardan biri de eğitim harcamalarındaki derin eşitsizlik. Türkiye' de eğitim harcamalarının yaklaşık yüzde 80'i kamu kaynaklarından karşılansa da, hanehalkı harcamalarının eşitsizliği dikkat çekiyor. En zengin ve en yoksul haneler arasında eğitim harcaması farkı 28 kata ulaşırken, bu durum çocukların eğitime erişimini ve akademik başarılarını doğrudan etkiliyor.
Haberin DevamıÇocuklar zaten hayata eşit bir yerde başlamıyorlar. Farklı ailelere doğuyorlar. Ailenin sosyoekonomik durumunun çocuğun akademik kazanımlarına nasıl etki ettiğini sınav sonuçlarında, Pisa Araştırması' nda, LGS sonucunda da görüyoruz. Bunun çözümü kamusal eğitimi güçlendirmek ve eğitime ayrılan bütçenin merkez bütçedeki payının artması. Kesbiç ise, sorunun çözümü için kamusal eğitimin güçlendirilmesi ve eğitime ayrılan kamu payının artırılması gerektiğini hatırlatıyor.
Paylaşılan verilere göre, Türkiye' de yaklaşık 600 bin çocuk eğitim dışında bulunuyor ve bu çocukların büyük bölümü 14–17 yaş grubunda yer alıyor.

8