Yazar, kanser farkındalığı ve Ulusal Kanser Haftası'ndan yola çıkarak, kanserle mücadelede erken teşhisin hayati önemini vurgularken, kendi ailesiyle yaşadığı yıkıcı deneyimleri paylaşıyor. Aynı yazı, Türkiye'nin ilk özgün kanser tedavi ilacı RS-0139'un başarısını da anlatarak bilimsel umut sunuyor. Ancak, ilaç gelişmeleri hızlandıkça, erken teşhis altyapısı ve halk bilinçlendirilmesi adında ne kadar ilerleme kaydedildi?
Merhabalar sevgili okurlar.
1–7Nisan Ulusal Kanser Haftası, kanser konusunda farkındalığı artırmak ve toplumdasağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik etmek adına önemli bir hatırlatmaniteliği taşıyor. Türk Kanser Derneği de bu kapsamda 1 Nisan' da Türk KanserDerneği binasında bir basın toplantısı düzenledi.
Dünyagenelinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye kanser tanısı konulduğunu veyaklaşık 9,7 milyon kişinin kanser nedeniyle hayatını kaybettiğini belirtenTürk Kanser Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Burak Duruman, bu tablonunbüyümesini engellemenin en güçlü yolunun bilinçlenme olduğunu vurguladı.
Aynı toplantının katılımcıları arasında bulunan Uzman Dr. Esat Namal konuşmasında; "Bizim için öncelik kanser olmamaktır. Çünkü kanser vakalarının yaklaşık üçte biri önlenebilir nedenlerden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, çoğu insanın bildiği ancak uygulamakta zorlandığı bazı temel öneriler bulunmaktadır. Sigara içmemek, sağlıklı ve dengeli beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, mümkün olduğunca kilo almamak önemlidir. Obezite, son dönemde öne çıkan önemli kanser risk faktörlerinden biridir. Bunun yanı sıra, mümkün olduğunca stressiz ve daha mutlu bir yaşam sürmeye çalışmak, kanseri davet etmemek adına önem taşıyor." dedi.
Haberin DevamıYukarıda söylenenler kesinlikle doğru. Ben hem kendim meme kanseri geçirdim hem de hem annemi hem babamı hem kuzenimi hem de eşimi kanser nedeniyle kaybettim.
Ben erken teşhis, bir ameliyat ve beş yıl boyunca kullandığım bir hap ile atlattım bu hastalığı ve çok şükür bir daha da tekrarlamadı. Bu yüzden, erken teşhis çok önemli. Annemi ise meme kanseri metastazlı karaciğer kanseri aldı bizlerden. Annem, göğsünde bir kitle olduğundan bize hiç söz etmedi. Meğerse, o sırada Amerika' da üniversite eğitimi görmekte olan kız kardeşimin dönüşünü bekliyormuş. Bu yüzden, geçirdiği ameliyatla kanserli meme ve lenf bezleri alınmış ve radyasyon tedavisi görmüş olmasına karşın; bir süre sonra, bu menhus hastalığın karaciğere metastaz yaptığını öğrenmiş ve annemizi kısa bir süre içinde, henüz 53 yaşındayken Cennet' e uğurlamıştık.
Haberin DevamıBabamın ise beyninde bir tümör tespit edilmişti ve tümör neredeyse beyninin tümünü kaplıyordu. Bu yüzden ameliyat olasılığı yoktu. Doktorlar radyoterapi önerdiler ama kısa süre içinde tehlikeli bir alerji türü olan Smith Johnson Sendromu baş gösterdi babamda. Herhalde onunki de geç kalınmış bir teşhisti, zira babamı üç aylık bir bitkisel yaşamın ardından kaybettik. Kuzenime gelince, erken teşhisin ardından hemen ameliyat olmasına ve kemoterapi tedavisi görmesine rağmen, tümörün "Triple Negative" (Üçlü Negatif) özelliğini taşıyor oluşu tüm çabalara karşın onu kurtarabilmemizi engelledi. Ama her şeye rağmen birkaç yıl daha O' nunla birlikte olabildik.
Haberin DevamıEşime gelince, sanki önceden haber vererek gelmişti kanser. Ne kadar uğraştıysam da, eşimi bir türlü sigara alışkanlığından kurtarmayı başaramamıştım. Çok öksürüyor ancak yine de doktora gitmeyi kabul etmiyordu. 2010 yılının Aralık ayı sonlarında, eşim kollarında ve bacaklarında hissettiği güçsüzlük nedeniyle aile doktorumuza göründü. Doktor, eşimden bir tomografi istedi. Tomografi sonuçları; eşimin rahatsızlığının sebebinin, akciğer kanserinden metastazlı kemik kanseri olduğunu gösteriyordu. Korktuğum başıma gelmişti işte. Ama artık 'ben dememiş miydim' dememin bir anlamı yoktu.
Artık, eninde sonunda O'nu kaybedeceğimi bilerek ama bunu Eşim' e belli etmeyerek yaşama zamanıydı... Eşimin son günlerini huzur ve mutluluk içinde geçirebilmesi için elimden gelenin en iyisini yapacaktım.
Haberin DevamıEşim ancak birkaç kez kemoterapi alabildi. Sonra evde dinlenmeye başladı. O'nu kaybettiğim günden iki gün öncesine kadar; her gün birlikte kahve içtik, bol bol sohbet ettik, gülüp eğlendik. Ve 14 Mayıs 2011' de, birlikte büyüyüp birlikte yaşlanamadığım biricik Eşim' i kaybettim.
Geçtiğimiz günlerde kanser tedavisi konusunda çok önemli bir gelişme yaşandı:
Boğaziçi Üniversitesi Akademisyeni Prof. Dr. Rana Sanyal' ın liderliğinde geliştirilen ve erken dönem araştırmaları Boğaziçi Üniversitesi laboratuvarlarında yürütülerek klinik aşamaya taşınan Türkiye' nin ilk özgün ilaç adayı RS-0139'un Faz 1 klinik araştırması başarıyla tamamlandı. Kanser tedavisinde çığır açabilecek potansiyele sahip olan bu gelişme, akademi–teknopark–sanayi iş birliğinden doğan güçlü bir Ar-Ge başarısını ortaya koyuyor.
Haberin DevamıBoğaziçi Üniversitesi bünyesinde gerçekleştirilen temel bilim ve klinik öncesi araştırmaların ardından klinik aşamaya geçen RS-0139, Türkiye' de keşiften kliniğe ulaşan ilk özgün ilaç adayı olarak önemli bir bilimsel eşiği atladı. Proje, Boğaziçi Teknopark bünyesinde faaliyet gösteren Ar-Ge firması RS Research tarafından yürütülürken, bu başarı üniversite ekosisteminde doğan bilginin yüksek katma değerli teknolojiye dönüşmesinin somut bir göstergesi oldu.
Akademiden Kliniğe Uzanan Bir Başarı Hikâyesi: Prof. Dr. Rana Sanyal liderliğinde yürütülen çalışmanın klinik öncesi araştırmaları, Boğaziçi Üniversitesi'nin laboratuvar altyapısında ve Hedefli Tedavi Teknolojileri Merkezi ekiplerinin katkılarıyla yürütüldü. İlacın üretimi RS Research' ün İstanbul Sağlık Endüstrisi Kümelenmesi iş birliğiyle Teknopark İstanbul' da kurduğu GMP sertifikalı altyapısında gerçekleşti. Ardından başlatılan Faz 1 klinik araştırmasının başarıyla tamamlanması, geliştirilen ilaç taşıyıcı platform teknolojisinin klinik doğrulaması açısından da kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

4