Zafer yahut hiç

İran'ın 'muzaffer ama tükenmiş' çıkışından sonra Türkiye'yi bekleyen gerçek tehdit nedir: İsrail mi, yoksa kendi iç cephesinin zayıflığı mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, ABD-İsrail ittifakının İran karşısında stratejik mağlubiyet aldığını, ancak İran'ın da altyapı yıkımı ve bölgesel yüklerle karşı karşıya olduğunu savunuyor. Türkiye'nin bu yeni dengede proaktif bir rol alması, hatta İslam ittifakları kurması gerektiğini öne sürüyor. Peki, Türkiye bu kadar ambisyöz bir dış politikayı kendi iç istikrarsızlık ve ekonomik zorluklar içinde gerçekten uygulayabilir mi?

40 günlük savaş, ABD-İsrail ittifakının kesin mağlubiyetiyle neticelendi. ABD-İsrail yenildiler çünkü savaşı başlatmak için öne sürdükleri hiçbir hedefe ulaşamadılar. Uranyum orada duruyor. İran rejimi savaş öncesine göre çok daha güçlü. İran halkı birbirine kenetlendi ve uzunca bir süre muhaliflerin sesi çıkmayacak, bir halk ayaklanması artık ihtimal dışında.

İran bu savaştan kesin bir zaferle çıktı. Tahminlerin çok ötesinde bir direniş sergiledi. Devleti, orduyu, halkı bir arada tuttu. Hürmüz'ü kapatarak küresel ekonomiyi sarstı. Körfez'i bombalayarak, Bahreyn, Irak, Lübnan'ı cepheye dahil ederek savaşı yaydı.

İran için ortada hiç kuşkusuz bir zafer var ancak büyük de bir yıkım var.

ABD bu savaşta çok az sayıda insan kaybetti. Savaşın ABD için maddi bedeli ağır ama Trump faturayı kukla Arap devletlerine keserek zararı tazmin edecektir. İsrail ise aldığı kısmi hasarı, Arapların ABD'ye ödeyeceği yüklü miktarda haraç içinden fonlayarak telafi edecektir.

Savaşın galibi İran ise tahrip olan altyapısını inşa için on yıllar boyunca uğraşacak, Irak sorunuyla ilgilenmek zorunda kalacak, Körfez'le ilişkilerini onarmaya çabalayacak, en önemlisi de Lübnan kriziyle meşgul olacaktır.

ABD ve İsrail en fazla iç siyasette sarsılmalar yaşarken İran, "muzaffer ama tükenmiş" bir ülke olarak ayakta kalma mücadelesi verecektir.

Sonuç, neresinden bakarsanız bakın İran için zaferdir ancak bir "Pirus zaferi", bir "Ba'de harabi'l-Basra" durumu, bir "zafer yahut hiç" hâlidir.

Şimdi gözlerimiz Lübnan üzerinde. İsrail, Lübnan'a yönelik katliamını yoğunlaştırdı. Dünyanın en güzel şehri Beyrut'a bir kez daha bombalar yağıyor, insanlar ölüyor, Beyrut bir kez daha yıkılıyor.

İran, kendisi için savaşa giren Hizbullah'a sahip çıkabilecek mi Buna mecali var mı Katliamı durdurabilse bile, İsrail'in Lübnan'dan geri çekilmesini sağlayabilecek mi

Bu sorular cevap bekliyor ama Lübnan sadece İran'ın meselesi değil. Lübnan'a yerleşen İsrail, oradan Suriye'yi, dolayısıyla Türkiye'yi tehdit etmeye başlayacaktır.