Suriye'de Şam Yönetimi SDG ile masaya oturarak 2025 yılında 10 Mart Mutabakatı'nı imzaladı. Süre dolmasına rağmen SDG yükümlülüklerini yerine getirmedi. Suriye Ordusu önce Halep'te, sonra Fırat'ın batısı ve doğusunda SDG'ye karşı operasyon başlattı. Arap bileşenlerin ayrılmasıyla SDG tamamen dağıldı, geriye kalan PKK/YPG ise Ayn el Arab ve Heseke-Kamışlı'daki dar alana sıkıştı.
Şam yönetimi, PKK/YPG ile bu kez 18 Ocak Mutabakatı'nı imzaladı. Ne var ki Mazlum Abdi, altına imza attığı Mutabakat'a yine uymadı. Geçtiğimiz cuma günü, 30 Ocak'ta tekrar bir anlaşmaya varıldığı duyuruldu. Şam yönetimi; Mazlum Abdi, Türkiye, Barzani ve DEM bu son anlaşmayı olumlu bulduklarını ifade ettiler.
Bugün gözler bölgede. Şam İç Güvenlik Birimleri cuma günü YPG/PKK işgali altındaki bölgelere gireceklerdi ama PKK'nın çekilmesini bekledikleri için bugüne ertelediler. Bugün, Ayn el Arab, Haseke ve Kamışlı teslim alınacak mı yoksa çatışma mı çıkacak izleyeceğiz.
Her durumda, PKK/YPG Suriye'de yenildi ve teslim olmak dışında bir seçeneği yok. Sadece bundan sonraki süreç kanlı mı olacak kansız mı, çabuk mu olacak yoksa zamana mı yayılacak göreceğiz.
Terörsüz Türkiye Projesi başladığı günden bu yana altını ısrarla çizdiğim bir husus var: Suriye'nin kuzeyindeki terör yapılanması Türkiye için kilit bir meseledir. Orada bir terör yapılanması resmiyet kazanırsa, Türkiye içine yansımaları olur, hatta iktidarı bile düşürebilir, daha öteye gidip iç çatışmalara yol açabilir. Dolayısıyla Türkiye için o yapılanmayı ya engellemek ya da engellemek gerekir. Bunun dışında bir seçenek yoktur.
Terörsüz Türkiye Projesi en başından itibaren bu denklem üzerine kuruldu. Öcalan'ın devreye alınmasıyla bir "umut" ortamı oluşturuldu. PKK, kendini feshederken ve Türkiye'den tamamen çekilirken, artık Suriye kuzeyine yerleşip devletleşmeyi planlıyordu. Olmadı. PKK Türkiye için silahlı tehdit olmaktan çıktı, Suriye'de de kazanım elde edemedi.
Şimdi artık silahların sustuğu, terör örgütünün tamamen sınırın ötesinde, eylem kabiliyetini büyük oranda yitirmiş halde, sadece Irak ve İran'ın sorunu olarak kaldığı yeni bir sürece giriyoruz.
Artık Terörsüz Türkiye Projesi'nin ikinci fazına geçilebilir. Silahsız bir ortamda, tamamen siyaset zemininde, sorunları özgürce konuşmanın, tartışmanın, çözüm üretmenin kapıları ardına kadar açılabilir.
Muhabbetle kucaklaşmanın önündeki en büyük engel Türk ve Kürt ırkçı hareketleri.
Kürt kanaat önderleri daha fazla inisiyatif alarak, daha cesur ve atak davranarak, öncelikle PKK'nın Kürtler üzerindeki yıkıcı etkisini tartışmaya açabilirler. Ortada gerçek bir fiyasko var. Kayıp milyar dolarlar, hiç direnmeden geri çekilme, teslim olma, tacizler, tecavüzler, iç infazlar, çocuk savaşçılar ve hiç uğruna ölmüş Kürt çocukları sorgulanabilir, sorgulanmalıdır.

11