Başıboş köpekler son olarak Van'da bir çocuğu parçalayıp yediler. Yanlış okumadınız: Yediler. Başka bir çocuğu da yemeye teşebbüs ettiler; yaralı kurtuldu.
Bu ilk değil, görünen o ki son da olmayacak. 21'inci Yüzyılda, Türkiye'de, bir imparatorluk bakiyesi olan, medeniyetler inşa etmiş, kurduğu şehirlerle insanlığa ilham vermiş bir ülkede köpek terörü çocukları tehdit ediyor, köpekler çocukları yiyor.
Yasa yetersiz çıktı. Avrupa'da, ABD'de sokakta köpek olmaz, sahipsiz köpekler çoğu ülkede ve eyalette uyutuluyor. Bizde ise barınak şartı getirildi. Hem barınak kurmak hem de köpekleri orada beslemek maliyetli. Belediye başkanları bu maliyeti karşılayamıyor.
Ancak asıl sorun korku. Valilerimiz ve belediye başkanlarımız "köpek teröründen" daha çok "köpekçi teröründen" korkuyorlar. Köpek terörünün mağdurlarının sesi çıkmıyor; köpekçi teröristlerin ise sesleri çok çıkıyor.
İnsanoğlu Hz. Adem'den bu yana evcil hayvanlarla yaşıyor. Bu konuda tabii bir denge de var. Tabiatın bu dengesi modern zamanlarda bozulmaya yüz tuttu.
Köpek beslemeyi modern, çağdaş, seküler, Batılı bir yaşam tarzı olarak gören, hayvanları bir aksesuar, bir oyuncak, bir ayrıcalık madalyonu gibi taşıyan, yatağına kadar sokan bir garip kitle türedi.
Evcil hayvan, en çok da köpek sektörü milyarlarca dolarlık bir hacme dönüştü. Mama üreticileri, satıcıları, veterinerler, istismarcılar, dolandırıcılar köpekler üzerinden rant sağlamaya başladı.
Haydi bunlar bir yana; toplum içinde adeta bir ur gibi hasta kimlikler ortaya çıkmaya başladı. Yalnız, kimsesiz, uyumsuz, artık her nasıl yetiştiyse insan nefreti ile dolu, kalbi kararmış, hayvan sevgisini hayvana tapma noktasına taşıyacak kadar inançsız, sapkın, aynı zamanda çirkef, yüzsüz, çığırtkan ve arsız, klinik vaka bir takım tipler. İnsan sevgisinden nasipsiz, köpekleri çocuklara tercih edecek kadar vicdansız, köpeklerin parçaladığı çocuklarla, onların acılı anneleriyle alay edecek kadar merhametsiz, sevgisiz, duygusuz, köpeklere yoğunlaştırdığı plastik ilgisiyle sevgi açlığını doyurmaya, merhamet boşluğunu doldurmaya, insan nefretini tatmin etmeye çalışan kelimenin tam anlamıyla hasta kişilikler belirdi.
Hiçbir kuralı, sınırı, değeri olmayan ve inanç yoksunluğunu köpeğe taparak gidermeye çalışan bu köpekçi terörist kitlenin sesi çok çıksa da sayısı oldukça az.
Valilerimiz ve belediye başkanlarımız işte bu gözü dönmüş ve çığırtkan kitleden korkuyor, çekiniyorlar. "Aman bize saldırmasınlar", "aman üzerimize pislik sıçratmasınlar", "aman ağzımızın tadı kaçmasın" diyerek mevcut yasayı uygulamakta çekingen, ürkek davranıyorlar.

7