Erdoğan'ın sitemi

AK Parti Gençlik Kolları'nın Kocaeli'nde düzenlediği şölen tartışmalara sebep oldu.

Muhalifler, stadyum ve dışında 100 bini aşan bir genç kitlenin toplanmasına daha çok hazımsızlık ve kıskançlıkla yaklaştılar. "Gençler zorla götürüldüler, nereye gittiklerini bilmiyorlardı, kameralara yüzlerini kapattılar" gibi iddialarla tabloyu karalamaya çalıştılar.

Asıl dikkat çekici olan, "içerden" gelen eleştirilerdi. Tribünlerde ortaya çıkan manzara ya da sahneye çıkarılan isimler boyutuyla Gençlik Şöleni AK Parti tabanında da çok konuşuldu.

AK Parti'de son yıllarda özellikle de vitrin için tercih edilen isimler üzerinde eleştirel yorumlar yapılıyor ve bu durum gittikçe artan bir ses tonuyla dile getiriliyor. Kırılma, önce Gezi olaylarında ama daha çok 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ortaya çıktı. AK Parti, bir "eritme potasıydı", dışardan gelen isimler nereye geldiklerini biliyor, hem tavırlarıyla hem de söylemleriyle geldikleri yerin hassasiyetlerine dikkat ediyorlardı. Gezi ve 15 Temmuz darbe girişiminden AK Parti güçlenerek çıktı; bu da dışarıdaki tereddütlü kitlenin, trenin kapısına her an atlamak üzere tek eliyle tutunan kaçak yolcuların, gücü görerek bütün gövdeleriyle trenin içine girmelerini sağladı. "Eritme potası", dışardan gelenlerin kendi renklerini, dillerini, üsluplarını, tavırlarını dayatmasıyla erimeye başladı.

Bundan ayrı olarak AK Parti gençliği de Gezi'nin, 15 Temmuz darbe girişiminin, MHP ile yapılan ittifakın, uluslararası gelişmelerin ama daha çok "muhafazakâr modernleşmenin" etkisiyle hareketin özünü oluşturan dinamiklere farklı yaklaştı. Kuşkusuz Erdoğan ve arkadaşlarının hareketle ilişkisi ile bugünkü gençliğin ilişkisi aynı olamaz; aynı süreçlerden geçmediler ama gençlik, hareketin özüyle, kökleriyle, temel dinamikleriyle sağlıklı irtibatı olan bir değişim yaşayamadı.

AK Parti'nin, örneğin, başıboş köpek meselesindeki bir türlü netleşmeyen tavrı "kafa karışıklığının" göstergesiydi. Kocaeli Gençlik Şöleni bu "kafa karışıklığını" daha da belirginleştirdi.

Kocaeli Gençlik Şöleni'nde ortaya çıkan görüntüler ve isim tercihleri haklı ve isabetli olarak eleştirildi ancak sorun şu: Bu eleştiriler sınırları aşarak 23 yıllık AK Parti iktidarının tüm birikimlerine de vefasızlık teşkil edecek bir boyuta ulaştı. "Bu mu dindar nesil" denildi, "nicelik arttı nitelik bozuldu" denildi. Marjinal, istisnai örnekler üzerinden totalde elde edilen başarılara karşı bir nankörlük.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çarşamba günü AK Parti Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşma işte bu vefasızlığa bir cevaptı. Erdoğan'ın konuşması bir "veda konuşması" değil bir "sitem konuşması"ydı.

Erdoğan, zor bir yola çıktıklarını, ölümü göze aldıklarını, kusursuz, günahsız olmadıklarını, millete, memlekete, ümmete borçlarının olduğunu ve bu borcu ödemek için candan, serden geçtiklerini hatırlattıktan sonra "Kimilerine bu kolay gelebilir. Hariçten gazel okumak kolay. Mesuliyet makamında olmadan ahkam kesmek kolay. Sırça köşklerde teori üretmek kolay. Biz, kolayı değil, zoru seçtik. Biz çileyi seçtik. Biz mücadeleyi seçtik" ifadelerini kullandı.

Erdoğan'ın konuşmasında şu cümleler önemliydi: "Kendi siyasi tarihim boyunca çok ihanet gördüm, çok vefasızlık gördüm, çok nankörlük gördüm. Varsın olsun. Hak bilsin, Hâlık bilsin, bize bu yeter... Şimdi sağdan, soldan, klavye kahramanları, AK Parti'nin, bu kadronun tesis ettiği iklimde, refah ve konfor ortamında, sıcak yataklarından, konforlu koltuklarından ahkâm kesiyor olabilirler. Bunlara soruyorum, siz hayatınızda hiç risk aldınız mı Hayatınızda hiç kavgaya girdiniz mi Siz hiç hayatınızda ölümle burun buruna geldiniz mi Menderes'in akıbeti gözünüzün önünde dururken, hayatınızda hiç canınızdan, serinizden vazgeçecek bir harekete dahil oldunuz mu Kavgada yoklar ama kavga bitince sırça köşklerinden laf üretirler. Bak biz bu yola çıkarken de, bu yolda yürürken de, Türkiye'nin yakın tarihine bakarak, hapislere düşmeyi, işkence görmeyi, suikastlara hedef olmayı, hatta idam edilmeyi göze alarak girdik. Siz ne yaptınız Hangi fedakarlıkta bulundunuz Konforlu, güvenli alanlarınızdan yapılana kulp takmak dışında hangi marifeti icra ettiniz Sevdiğimiz, saydığımız, itibar ettiğimiz, kendimizden gördüğümüz, 24 yıldır da AK Parti'nin nimetlerinden faydalanan kimilerinin nankörlüğü, vefasızlığı, açıkçası canımızı acıtmıştır. Bu yolculukta, bu da var."