Seçmenin partisiyle ilişkisi mantık ilişkisi değil gönül ilişkisidir. İnsan sevdiğinin küçük kusurlarını nasıl görmezden gelirse, seçmen de partisinin küçük hatalarını hoşgörüyle karşılar.
Seçmenin AK Parti'ye oy vermesini "cehalete", "kömür ya da makarnaya" bağlamak ne kadar yanlışsa, CHP'ye oy veren seçmeni de aynı şekilde cehaletle, tutuculukla itham etmek, seçmenin CHP yandaşı medyanın akıl dışı yayınlarının etkisi altında kaldığını, bir "yankı odası" içinde kendisini hakikate kapattığını iddia etmek de o kadar yanlıştır.
CHP seçmeni uzaydan gelmedi. Onlar da etten kemikten insan. Onlar da bu ülkenin vatandaşları. Bir ailenin fertleri içinde AK Parti'ye, MHP'ye, CHP'ye, diğer partilere oy veren fertler olabilir. Gönül bu, nereye akacağı belli olmaz, akılla mantıkla izahı bulunmaz.
Ancak tahammülün, hoşgörünün de bir sınırı vardır. Evlat ne kadar yanlış yapsa da atsan atılmaz, satsan satılmaz evlattır. Futbol taraftarı iyi günde de kötü günde de takımına bağlıdır. Sapkın bir cemaatin üyeleri (örneğin Fetullahçılar) liderlerinin boynunda haç görseler "hocamızın bir bildiği vardır" deyip arkasından yine giderler.
Seçmen öyle değildir. Bir noktada partisine gönül koyar, küser, partisiyle yolunu ayırır, başka yollara gönlünü akıtır.
CHP, 103 yıllık tarihinde ilk kez seçmeninin tahammül sınırını bu derece zorluyor, hoşgörü marjını ilk kez bu seviyede basınca maruz bırakıyor.
CHP 103 yıl boyunca seçimle birkaç istisna dışında tek başına iktidara gelemedi. CHP seçmeni bunu mesele etmedi. CHP, iktidarda olduğunda başarısız oldu; seçmeni bunu da mesele etmedi. Hükümette ya da belediyelerde yolsuzluklar ortaya çıktı; CHP seçmeni bunu da dert etmedi.
Bugün ise CHP ile seçmeni arasında ciddi bir kırılma yaşanıyor.
CHP, hem bugün iktidar partisi AK Parti'yi, hem de geçmişteki iktidar partilerini; başarısızlıkla, becerisizlikle, yolsuzlukla, hırsızlıkla, israfla, usulsüzlükle, irtikapla, rüşvetle, nüfuz kullanmakla, kadrolaşmakla, eşi, dostu, akrabayı kayırmakla, ihaleye fesat karıştırmakla, adaletsizlikle ve daha nicesiyle itham etti.
CHP iktidar partisi değil, muhalefet partisi. İktidara aday bir parti. İktidara yürüdüğünü söyleyen bir parti. Ama daha muhalefette iken, iktidara yönelttiği ne kadar eleştiri varsa tamamını belediyelerde kendisi gerçeğe dönüştürüyor.
CHP'li belediyelerin her birinden yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, irtikap, nüfuz, ihale skandalları patlıyor. Hacmi milyar dolarları bulan yolsuzluklar ortaya çıkıyor.
Kadın hakları konusunda duyarlılığı kimseye bırakmayan CHP'lilerin son derece çarpık, mide bulandırıcı ilişkileri ortalığa saçılıyor.
Çocuk istismarı iddiasıyla tutuklanan belediye başkanına sahip çıkılıyor.
Mezara rakı dökme görüntüleri, teknede alem fotoğrafları, adeta büyük bir pavyona dönüştürülen belediyeler, belediyeler arasında sevgili alış-verişleri CHP seçmeninin başını utançla yere eğiyor.

4