"Başörtüsü bu toprakların normalidir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti'nin 33. İstişare Toplantısı açılış konuşmasında konuyu başörtüsüne getirdi ve şunları söyledi: "Başörtüsü bu toprakların normalidir; inşallah ebediyen de normal olacaktır. Bakın bu yeni normal de değildir, tüm zamanların normalidir".

Geçtiğimiz hafta içinde yine başörtüsüne ve başörtülülere yönelik saldırılara şahit olduk. Belli ki bu saldırılar Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı da rahatsız etmiş.

Erdoğan, başörtüsüne yönelik münferit saldırıları konu etmek yerine konuşmasında genel bir değerlendirme yapıyor. Bu değerlendirmeyi, malumun ilamı, ya da galatı meşhurla malumun ilanı olarak okumak isabetli olacaktır. Erdoğan'ın bu ilamı ya da ilanı, başörtüsü mücadelesinde tarihî bir dönüm noktasına tekabül ediyor. Erdoğan, "başörtüsü bu toprakların normalidir" derken adeta dosyayı mühürlüyor ve kapatıyor.

Cumhuriyet elitleri Türkiye'de yeni bir toplum "yaratmak" istediler. Bu yeni toplum Batı'daki toplumların bire bir aynısı olacaktı. Bu yeni toplum, Batılılar gibi giyinecek, onlar gibi yiyip içecek, onlar gibi eğlenecek, onlar gibi düşünecek, onlar gibi inanacak, onlar gibi yaşayacaktı.

Yeni rejim, bütün gücünü ve sermayesini bu yeni toplumu "yaratmak" için kullandı. Cumhuriyet elitlerinin yeni bir toplum "yaratmak" için belirlediği kriterler tabii olarak "standart" ya da "normal" olarak tescillendi. Bu, aynı zamanda, toplumu var eden kodlara, genlere, fıtrata, kültüre, alışkanlıklara, geleneklere, düşünceye, inanca hatta coğrafyaya savaş açmak demekti.

Yani bütün normaller anormal, bütün standartlar standart dışı, bütün makuller saçma, meşrular gayri meşru, bütün tabiiler sun'i sayıldı.

Türkiye'de 1960'larda başlayan başörtüsü eylemleri, bir standardın, bir normalin, makulün, meşrunun, doğalın savunulması yerine daha çok "marjinal" bir hakkın teslim edilmesi şeklinde ilerledi.

Bugün de hala toplumun büyük kesimi, Batılı, kapitalizmin ve modanın esareti altında ve kadın bedeninin istismarı temelinde şekillenen giyim tarzının "standart" ve "normal" olduğunu, tesettürün "yeni", "marjinal", "standart dışı", "genelden farklı" olduğunu düşünüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan işte tam olarak bu yerleşik kalıba itiraz ediyor. Her ne kadar kapitalizmin, modanın ve emperyalizmin "standart" ve "normal" olarak dayattığı "köle tarzı" giyinmeyi eleştir(e)mese de, tesettürün, kendi ifadeleriyle, "marjinal, radikal, ekstrem, standart dışı" olmadığını, "bu milletin öz kültürü, öz geleneği" olduğunu, bunun da ezelî ve ebedî normal olduğunu ilam ve ilan ediyor.