Tatil havası

Gemi sağ salim limana ulaşmış, ikinci kez dört sene üst üste şampiyon olmanın gururu yaşanmış, gelecek sezonun planlaması başlamış...

Böyle bir ortamda ve üstelik ciddi bir rotasyonla çıkılan son maçtan fazlasını beklemek büyük hayalcilik olurdu. Tek umut, 'son maçı kazanıp evlere dağılalım' motivasyonunun sahaya yansıyacak olmasıydı.

Zira, futbolcular daha iki gün önce neredeyse sabaha kadar şampiyonluk kutlamış, yorgunluğun ve vurdumduymazlığın dibine vurmuştu.

Antrenman için Kemerburgaz'a gidenler bütün bir haftayı TV'lere, YouTube kanallarına, gazetelere röportaj verip, 'takımın en komiği', 'en iyi giyineni' gibi klişeleri cevaplamakla geçirmişti.

Diğer taraftan rakip düşme endişesini iliklerine kadar hisseden, 1 puanı baştan verseler maça çıkmamayı bile kabul edecek olan Kasımpaşa'ydı. Yani heyecanın, aksiyonun, futbolun pozitif yönlerinin sahaya yansımaması için hangi şartlar lazımsa o şartlar fazlasıyla vardı.

Dolayısıyla maç bu şartlara uygun şekilde başladı ve bitti. Özellikle ilk yarı ekran başındakileri uyutan futbola, Sane'nin direkten dönen şutu, kaleci Ali'nin çizgiden çıkardığı top ve Kasımpaşa'nın tek isabetli şutunun ağlarla buluştuğu an biraz olsun renk katabildi.