Osimhen'in varsa

İlk hafta yaşanan beklenmedik puan kaybı sonrası Erzurum deplasmanından üç puanla dönmek elzemdi. Üstelik Galatasaray taraftarının beklentisi sadece kazanmak değil, iyi oyunla, görkemli bir skorla kazanmaktı.

Bu beklenti transfer sürecinde yıpratılmış psikolojiye merhem arandığı bir ortamda anlaşılabilir bir beklentiydi kuşkusuz.

Okan Buruk, geçen haftadaki kadrodan Sane'yi kenara alarak, Torreira'nın yanına Lemina'yı çekmiş, 10 numara pozisyonunu da Sara'ya emanet etmişti. Oyunu detaylandırmadan Sara'nın 10 numara olarak kullanılmasına olan şerhimi bir kez daha not düşmek isterim.

Sağ içte, ya da 8 numara oynadığında çok daha verimli olan Sara, bu rol verildiğinde takımının baskı gücünün azalmasına orta sahadaki ikilinin üzerindeki yükün anlamsızca artmasına neden oluyor.

Yani oyunun ilk 10-15 dakika dengede olmasının, hatta Galatasaray orta sahasının rakip tarafından çok hızlı geçilmesinin ana faktörü buydu. Sezona formda başlayan Torreira'nın konsantre oyunu, Lemina'nın da ona dönüşlerde eşlik etmesi bu handikapın bir cezaya dönüşmesini önledi.

Erzurumspor'u tıpkı Çorum FK gibi cesur oyunu için tebrik etmek gerekir. Belki skor olarak bedeli ağır oldu ancak 'karşımızda geçen yılın şampiyonu var', 'Osimhen'i Barış'ı var' demeden kendi oyunlarını oynamaya çalıştılar.

Bundan fazlasını yapmaları da bu 11 ve yedek kulübesiyle zordu zaten. Galatasaray'a dönecek olursak. ­lk gole kadar yine bir hazırlık maçı havasındaydılar. Sallai'nin kornerden gelen ve boşa düşen topu ağlarla buluşturması biraz olsun takımı kendine getirdi.