Galatasaray'a dair birkaç not

Sosyal medya geyiğiydi, "Galatasaraylılar yılda iki gün sevinir, kalan 363 gün sinir stres" diye... Son üç hazırlık maçını, transferdeki gevşekliği, reaksiyon almadaki hızı ve demeçleri görünce insan, "Herhalde geyiği gerçek yapmak için özel bir çaba var" diye düşünmekten kendini alamıyor.

Şaka bir yana... Ligin başlamasına 10 gün, Şampiyonlar Ligi kuralarının çekilmesine 24 gün kala son 4 senenin şampiyonu takımın hali bu olmamalı. Ne var halinde diyen çıkabilir Biraz açalım...

Bir kere şampiyonluğa rağmen psikolojik üstünlüğü kaptırmış durumdasın. Geçen yıl haziran ayında Sane'yi Florya'ya indiren takım, dünyaca ünlü bir yıldızı kampa yetiştirmenin yanı sıra, rakiplerine "Bak ben kadro yapılanmamı çok önceden planladım ve bu planın gereği reaksiyon alıyorum" mesajı vermişti.

Osimhen transferi ise lig yarışı için henüz yolun 'haksız rekabete' dönüşmüştü. Bugün ise tablo tam tersi ... Ezeli rakiplerin Greenwood'u, Vedat Muriqi'yi, Trossard'ı, Ake'yi indirip, Salah'ı, Leao'yu renklerine bağlamak için yarış verirken sen resmi hesaplardan transfer haberleri veren gazetecileri yalanlamakla meşgulsün.

Okan Buruk ve Abdullah Kavukcu'nun Rennes maçı sonrası transfer açıklamaları biraz süre almaya yönelik gibiydi. Hele Kavukcu'nun"2 Eylül'e kadar vaktimiz var" sözü açıklamanın bam noktasıydı. Anlaşılan son dakikaya kadar transfer gerilimi taraftarın ve takımın üzerinden eksik olmayacak.

İkinci mevzu, şampiyon takımın üç hazırlık maçında da gösterdiği performans. Evet sezon başları formsuzluğun tolere edileceği dönemlerdir. Ama bu takım geçen sezonun şampiyonu, yeniden kurgulanmadı, büyük değişiklikler yaşamadı.

Hadi ilk iki maç kadrosu yedek ağırlıklıydı, ama Rennes maçındaki hal hiç hayra yorulacak cinsten değildi. Ortada, Osimhen'in gazozuna maçlarda bile sergilediği hırsı olmasa, Sara ve Sallai biraz canlı gözükmese "Galatasaray demeye bin şahit lazım" bir tablo vardı.