Çelik kanatlı Galatasaray

R­ize deplasmanları Galatasaray için hep zor oldu. Şampiyonluk yarışlarında sırat köprüsünden geçilen maçlar burada oynandı...

Muslera'nın, Emre Akbaba'nın aylarca takımdan uzak kalmasına neden olan sakatlıklar da burada yaşandı. Taraftar, tatsız anılar ve gündüz maçı olmasının getirdiği acabalarla ekran başına geçerken; takım Lemina'dan ve Sane'den yoksun bir 11 ile sahadaydı.

Okan Buruk, 13 Aralık'tan beri galibiyet yüzü görmeyen rakibine karşı farklı bir diziliş düşünmüştü. Barış Alper Yılmaz uzun zaman sonra ilk kez orijinal kanadı olan sağ taraftaydı; yeni transfer Lang sola geçerken, Yunus Akgün'e 10 numara rolü verilmişti.

Sallai-Barış ile Jakobs-Lang kanatlarının Galatasaray'ı hedefe uçuracağı daha ilk dakikalarda belli oldu. Özellikle ilk kez birlikte oynayan Jakobs ile Lang, müthiş bir uyumla takımlarını 3. bölgeye taşırken, Yunus'un yerini yadırgarcasına sağa yanaşması Sallai-Barış ikilisinin etkinliğine sekte vurdu.

Bu yüzden özellikle ilk yarıda, hatta attığı gole kadar Yunus sahanın Galatasaray adına en etkisiz ismiydi. Yeni transfer Lang ise bir o kadar etkiliydi. Kolay adam eksiltmesi, bekiyle yardımlaşması, savunmaya koşuları ve Barış'ın golü öncesinde olduğu gibi hedefi bulan isabetli ortalarıyla taraftara derin bir "oh" çektirdi.

Direkten dönen topunda biraz şansı olsaydı, sadece oyunuyla değil golüyle de maça damgasını vuran isim olacaktı. Lang, bu hâliyle uzun süredir "alternatif" aranan kanatlar için "ana plan" oyuncusu olacağının sinyallerini verdi.

Rizespor, maçın belli dönemlerinde yaptığı ön alan baskısı ve ters toplarla kovaladığı geçişlerle etkili oldu. Ancak Torreira-Sara'nın anlık performansı ve Jakobs'un çabuk müdahaleleri, bunların ciddi tehlikeye dönüşmesini engelledi.