Saha da hava da Galatasaray da kötüydü! Barcelona maçının yorgunluğu, hafta içi oynanacak Lille maçının stresi derken sahada hem rotasyonlu hem şaşırtıcı derecede dağınık bir kadro vardı.
Gençlerbirliği'nin hocası maç önü, "Galatasaray'a karşı savunma yaparak sonuç alamazsınız" diyerek cesur ve baskılı oyunun ipucunu vermişti.
Okan Buruk'un odak noktası ise tarladan bozma sahaydı. Zaten maçın genelinde belirleyici olan da hocaların bu vurguları oldu. Ev sahibi ekip başlama düdüğüyle birlikte Galatasaray'ın rahat oyun kurmasını önlemek için ön alanda adam adama baskıyı tercih etmişti.
Yeni hocasıyla birlikte 3'lü savunmaya dönülmüş olması ve kalabalıklaşan orta sahası Torreira'nın yokluğunda Lemina-Sara'dan oluşan Galatasaray orta sahası için kabusa dönüştü. Sarı-Kırmızılılar bir türlü istedikleri şekilde topa hükmedemedi, oyun kuramadı.
Yani çıkış yolu oyunu genişletip, kanatları işlevsel kullanmaktı. Ama o da Sane'nin saç baş yoldurtan performansı ve Barış'ın 'bal yapmayan arı'ya dönüşen oyunu yüzünden bir türlü hayata geçirilemedi.
Hatta Sane yaptığı basit top kayıpları yüzünden rakip takım için adeta itici bir güce dönüştü. Ona Davinson'un rakibe asist yapmaya varacak kadar kötü oyunu, Lemina'nın savrukluğu ve Eren'in Gençlerbirliği'nin sağ açığı karşısında düştüğü aciz durum da eklenince puan kaybı sürpriz olmayacak gibi gözüküyordu.
Zaten ikinci yarının sonunda Gençlerbirliği baskısı ciddi derecede hissedildi. Salih Uçan biraz şanslı biraz da dikkatli olsa Galatasaray için bugün bambaşka şeyler konuşuyor olabilirdik. Sarı-Kırmızılılar bu sezonun en kötü ilk yarısını oynadı...
İstatistiklere de yansıyan bir kötülüktü bu... Örneğin, Trabzonspor'dan 4 yediğinde bile ilk yarı rakip ceza sahasına daha fazla girebilmiş, daha fazla şut çekebilmişti. İkinci yarı Okan Buruk, değişiklikleriyle oyuna net bir müdahale yaptı.

14