Bir musibet...

Son 4 senenin şampiyonu, transfer eksikliğinin yarattığı nahoş ortamın gölgesinde çıktı sezonun ilk maçına. Ve kelimenin tam anlamıyla bıraktığı yerden başladı Süper Lig'e...

Zira, evinde şampiyonluğu ilan ettiği Antalya maçındaki kadronun aynısıyla sahadaydı, sadece o maç sakatlık nedeniyle Gabriel Sara yerine ­lkay Gündoğan oynamıştı. Maç öncesi Okan Buruk, belki de ilk kez takımdaki eksikliği net dile getirdi ve "İ­yi bir 11'e sahibiz ama kulübeden gelecek oyuncuların azlığı göze çarpıyor" diye konuştu.

Hakikaten sahada şampiyon bir kadro vardı da, Okan Hoca'nın oyunun sıkıştığı, skorun alınamadığı bir süreçte hamle için pek alternatifi yoktu. Oyunun baştan kopması Galatasaray için en iyi senaryoydu. O olmadı...

İkinci en iyi senaryo ise rakip Çorum'un, "Biz lige yeni çıktık, ilk maçta savunma yapıp, puana oynayalım" demeden açık bir futbol tercih etmesiydi. Öyle de oldu... Çorum rakibinin isminin büyüklüğüne bakmadan bir Süper Lig takımına yakışır bir oyun anlayışla sahadaydı.

İki tarafın da golü düşünmesi, oyuna odaklanması izleyenlere 90 dakika boyunca keyif verdi. İlk yarı Galatasaray adına takımın en hırslısı yorgunluk belirtileri gösterene kadar Yunus'tu.

Ve her zaman olduğu gibi en çok isteyeni Osimhen'di. Kanatlar da o hırsa ve arzuya eşlik etseydi oyun daha ilk yarıdan kopabilirdi. Ancak çekilen 16 şuta, rakip ceza sahasında 19 kez topla buluşma istatistiğine rağmen Sarı-Kırmızılılar tabelayı değiştirmeyi başaramadı.

İkinci yarı yine maç Osimhen'in hırsıyla başladı. Önce 40. saniyede rakip kaleyi yokladı, ardından 53'te fırsatçılığını ve fizik üstünlüğünü konuşturarak topu ağlarla buluşturdu. 1-0 sonrasında beklenti skorun daha da artacağı yönündeydi ancak bu beklentiyi hayal kırıklığına uğratan isim Kyziridis oldu.