Kötü başladık. Ama dakikalar ilerledikçe oyuna daha çok ısınıp iyi mücadele ettik. İlk yarıda Fransa topun sahibiydi. Ancak karşılıklı dörder şuttan 3'ünü "Bizim Çocuklar" isabetle kullanırken, onlardan sadece Oliseh'le kullanılan atış geldi. Orada da Uğurcan vardı. Parmak uçlarından kornere çeldi.
İkinci yarının ilk 10 dakikasında üç korner kazandı çocuklar... İlk duran top fırsatında kale ağzına çok güzel, hesaplanmış serbest vuruşu yapan Arda, gol değil, korner sağlamış oldu.
İsmail'in kaçan kafa golü hepimize "Ah!" çektirdi. Cesaretimiz yükselmişti ama, Mbappe de sahadaydı. Sol kanatta bomboş alanda beklerken, akan oyunda sağdan uzun pasla buluştu. Savunmamızın gaflet anı... O adam o alanda yalnız bırakılır mı!
Rolümüzü değiştirip oyuna ortak olma ısrarıyla oynuyorduk. 45-65. dakikalar arasında topa sahip olma oranımız yüzde 53'e yükselince Fransa geçiş fırsatları aramaya başladı. Unutmadan: Bizimkilerin en iyisi Arda Güler'di. Hakça söyleyelim, Bizim Çocuklar teslimiyet değil, korkusuz ve dengeli bir oyun sergilediler.
Skor tabelasından bağımsız olarak şunları yazabiliriz: Hakan Çalhanoğlu, Kenan Yıldız ve Orkun Kökçü'nün yokluğunda zor maçı dişe diş mücadeleyle oynadılar. Baskı kurup gol pozisyonlarına girdiler. Kaleci Malignan ile Fransız savunmacılar, bizimkilerin de kaçırmasıyla pozisyonları geçiştirdiler.

12