Bu maça, başlama vuruşundan çok önce "Romantik Gece" notumu yazmışım... Duyguların, özlemlerin, aklın ve adalenin harman yerinde savrulması gibi heyecanlı, hayallerle gerçeklerin birbirine tutunup dans ettiği bir gece... Dahası, onca özlem ve duygu karmaşası içinde tüm adaleler gergin... Gözler bakıyor ama, etrafı görmüyor. THY uçağı ile okyanus üzerinden geçip giderken görüyorlar kendilerini. Hakemin kararlarını dikkat dağınıklığından anlayamadıkları, şaşırdıkları anlar da oluyor. Zor toparlayıp kendilerini, yaşadıkları hikayeden koparak çimen üzerindeki Dolmabahçe macerasına dönüyorlar. Bu kadar gel-git elbette gerginlik yaratır. Yanlışlara da sapabilirsiniz. Neyse ki onca yorgunluğa ve strese rağmen hiçbiri yanlış yapmıyor. Kim, nerede hangi görevle sürülmüşse alana, aynen bire bir görevinin başında. Biri, ikisi değil... Hepsi.
Romanya Milli Takımı'nın kendi yarı alanında "deliksiz" kalabalıklarla Bizim Çocuklar'ı durdurmaya çalışacaklarını elbette tahmin ediyorduk. Lucescu bu... Daha kim bilir ne cinlikler yapacaktı, hepsine de hazırdık. Ne var ki Lucescu da kariyerinin hiçbir derinlik ve özellik taşımayan maçının patronuydu. Varlığını ortaya koyacak bir hamle yapamadı.
Bu maçta bizimkilere bakalım... Kaledeki Uğurcan'la birlikte tüm savunma, soğukkanlı ve kusursuzdu. Hakan Çalhanoğlu, İsmail Yüksek, Barış Alper, Arda Güler, Kenan Yıldız ve Kerem Aktürkoğlu... Hepsi de üzerlerine düşen görevleri kusursuz yerine getirdiler. O nedenle gol öncesinde gerginliklerini atıp sakinleşerek topu daha akıllıca kullanmanın yollarını aradılar.

8