Futbol dünyası, büyük bir hocayı kaybetti. Alman teknik direktör Sepp Piontek'i sonsuz uykusuna uğurladık. Piontek 1990- 93 yılları arasında Türkiye Milli Takımı'nın da hocalığını yapmıştı. Maç sonuçlarına bakarsanız başarısız olduğunu görebilirsiniz. Yine de ona minnetle teşekkür borcumuz var. Yanlış anımsamıyorsam, 25 maçın ancak 5'ini kazanabildi ama Türk futbolcusuna sahada mücadele etmeyi de o öğretti. Topu kaptırmamayı, kaptığı topları da akıllıca kullanmayı, gol için fırsat yaratmayı, o kurgu içinde şansını en iyi biçimde kullanmayı bıkmadan usanmadan anlatmaya çalıştı.
Piontek'i saygı ile anarken, meslek hayatımda çok önemli bir haberi de Ankara'daki 4-1'lik San Marino galibiyetinden sonra bizzat onun ağzından yazdım.
28 Ekim 1992'de oynanan Dünya Kupası eleme maçında açık skora rağmen sıkıntılı bir oyun çıkarmıştık. İstanbul'a dönüş uçağında önümdeki ikili koltukta, Piontek oturuyordu. Benim de arkamda spor yazarı arkadaşım Hürol Bilal vardı. Hocayı kutladıktan sonra, nihayet keyifli bir sonuç aldığını söyledim, itiraz etti; "Söyleyin bakalım, bu takımın patronu kim Teknik direktör ben miyim, yoksa futbolcu Rıdvan mı "
"Elbette sizsiniz. Bundan kuşkunuz mu var" dedim, Hoca güldü ve sustu. Sorduğu sorunun nedenini merak edip sordum. Cevap vermek istemedi. Israr ettim, anlatmaya başladı: "San Marino karşısında özellikle ortadan çok sıkışacağımızı zaten tahmin ediyordum. İkinci yarıda oyunu kanatlara alarak savunmanın arkasına adam kaçırıp gol atmak üzere bir taktik hazırladım. Sağ kanatta istediğim oldu. Ne var ki sol kanatta Orhan (Çıkrıkçı) tek başına taktiği uygulayamıyordu. Hami'yi oyuna soktum, Orhan'la yardımlaşmasını, rakip savunmanın arkasına sarkıp golü aramasını söyledim. Oyun başladı. Hami dediğim gibi oynuyordu. Ancak bu 5 dakika sürdü. Baktım, Hami ortaya geçmiş ikinci santrfor olarak oynamaya başlamıştı. Sinirlendim, maç sırasında bağırıp çağırmalarım da işe yaramadı. Maç, Hami'nin de 1 gol atmasıyla 4-1 lehimize bitti. Hami'yi çağırıp taktiğime neden uymadığını sordum. 'Hocam Rıdvan Abi öyle istedi. Geç ortaya santrforu eşle dedi.' yanıtını verdi. Şimdi kimseyi üzmek istemiyorum. Rıdvan'ın da iyi niyetine inanıyorum ama bir milli takımda böyle laubalilik olmaz!" Maçtan hemen sonra gazeteci arkadaşlara Piontek'in yaptığı açıklamaları tercüme eden Hürol Bilal, sohbetimizi dinliyordu. "Yav Attilacığım, ben bu hikayeyi tatsızlık çıkmasın diye tercüme etmedim. Şimdi çocuklara karşı biraz ayıp olacak "dedi. "Sen onların abisisin, sana kırılmazlar. Kim bilir, belki de Piontek sana böyle bir öykü anlatmamıştır :-))" diyerek teselli ettim.

13