İtalyan çetesi

Beşiktaş'ta "beşinci mevsim" yaşanıyor. Yakın geçmişin kasım aylarında zirveden uzaklaşan ve havlu atan takımı, Ümraniye Nevzat Demir tesislerinde yep yeni rüzgarlarla oksijen açığını kapayıp enerjisini tazeliyor. Önemli transferlerle yenilenen kadronun patronu, 48 yaşında ki Sicilya asıllı İtalyan Vincenzo İtaliano! Hayal edilemeyecek yıldızların katılı mı ve UEFA Avrupa Ligi elemelerindeki yüksek başarı Beşiktaş taraftarının umutlarını hayalden gerçekçi hedeflere taşıyor. Başkan Serdal Adalı'dan özel izin alarak, teknik kadronun ve futbolcuların çalışmalarını izlemek ve konuşmak gibi ayrıcalıklı bir Ümraniye mesaisi yaptım. Günün sonunda nicedir kısıtlanmış zaman ve rutin toplantıların ötesinde merak ettiğim her şeyi konuşup yazmak fırsatı buldum. Bu ayrıcalık günü için emek kahramanı genç meslektaşlarımdan da anlayış bekliyorum. Bu buluşmayı sağla yan dostum iletişim sorumlusu Cihangir Gökdoğan'a da teşekkür ederim. İtaliano'dan başlayalım: Kralove'yi yenerek Kauno Zalgiris'le play off oynama hakkını kazanan takımın hocası, Cuma sabahı yine sahadaydı. Sabahtan geceki maçta oynamayanların katıldığı antrenmanı yönetti. Sol bacağından hafif bir sakatlık geçirdi, işini sürdürdü. Haftada üç maç oynayacakları için kadroda sıkça değişikliğe gideceğini söyledi. İtalya kari yerinde 121 maçta sürekli rotasyon yaparak başarı gösteren teknik direktör, deplasmandaki ilk maçta kafa golünü atan Semih Kılıçsoy'a da şöyle demiş: "Bak, yedek soyundum, oyuna giremedim, diye üzülme. Elimdeki tüm oyunculardan yararlanırım. İyi çalış, hazır ol. Sen de bu takımın golcülerinden birisin."

Zaman zaman 4-4-2 İtaliano, Koreli çalışkan golcü Oh ile Sırp Vlahoviç'i birlikte oynatabileceğini, zaman zaman 4-4 -2 oynayacaklarını söyledi. Şampiyonlukla ilgili soruma gelmeden sordu: "Sizce Beşiktaş için sezonun en başarılı sonuçları ne olur" Şaşırdım, anlatmaya çalıştım..

"İlk ya da ikinci sıra fark etmez... Beşiktaş Şampiyonlar Ligi'ne katıla bilirse büyük başarı olur. Yanı sıra Türkiye Kupası'nı da ihmal etmemeli." Onun Avrupa'ya da ha kısa çıkış yolu açtığını da anımsattım. Sohbet sürerken, Beşiktaş'ın hızını, oyunun çabukluğunu öncelediğini anladım. Orta alanda savunma ve oyun kurgusu için daha yaratıcı ve et kin arayış içindeler. Belki bilinen stoper ve sağ kanat arayışlarına bir merkez oyuncusu da katılacak. Hoca, Önder Özen'in dediği gibi maçları rakip sahada, üçüncü bölge de oynamak istiyor. Geçiş oyunu ile önde baskı üzerinde yoğun biçimde çalışıyorlar. İtalyan hocaya sordum: "Sanki burası yüz yıl öncesinin New Yok'u gibi... 9 İtalyan antrenörle görevdesiniz. Türk yardımcınız yok. Ne yani, siz bir çete misiniz" Bu soruma çok güldü. Şakama göz kırparak şaka ile yanıt verdi: " Belki de hakemlere göz dağı vermek istiyorum!"

Vlahoviç güm güm Dikkat ettim, antrenmanın son bölümünde Vlahoviç güm güm ses getiren muhteşem sol vuruşlarıyla Doğan Alemdar'ın koruduğu kaleyi adeta dövüyordu, "Buraya hazırlanarak geldim. Bakın, hep gol vuruşuna çalışıyorum. Kimse merak etmesin gollerimi alkışlayacaklar" dedi. Kaptan Orkun Kökçü, iki ayaklı, malum. Hangisine daha çok güvendiğini sordum: "Oyunun akışı, bulunduğum yer ve rakibin duruşuna bakarak uygun ayağımı seçerim. İkisi de geçerlidir. Sağ-sol fark etmez." Solbek Rıdvan Yılmaz, İskoçya'da uzun süre sakatlık geçirdiğini ve olumsuz biçimde etkilendiğini anlatırken, "Bu sezon çok daha iyiyim" dedi. Anlaşılan transfer edilen yeni sol bek, onu hareketlendirmiş. İtaliano'ya dönelim: "- Galatasaray için bir şey söyleyemem. Trabzonspor ve Fenerbahçe çok iyi. Fenerbahçe güçlü takım!" dedi. Peki Beşiktaş Onlar da yeni bir aşk arıyorlar, haberiniz olsun!