Futbolun hastası, hukukun ustası CİNDORUK

Galatasaray'ın beklenmedik beraberliği şampiyonluk hesaplarını altüst ederken, Okan Buruk'a yapılan 'infaz' ve Selçuk İnan'a gösterilen tavrı kınaması, futbolda başarıyı nasıl ölçmemiz gerektiği sorusunu açıyor mu?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Galatasaray'ın sezon ortası krizinde takım içi olumlu gelişmeleri görmezden gelen tavrı eleştiriyor; Okan Buruk'un çabasına saygı duymayan ve Selçuk İnan'ın başarısını hafife alan bir futbol ortamını sorguluyor. Oysa futbolda gerçek adalet, teknik direktörlerin ve oyuncuların çabalarını tanımaktan geçmez mi?

Gazeteciliğe 19 yaşında başladım (1964), Hüsamettin Cindoruk'un hem hukukçu, hem de siyasetçi kimliğini kısa sürede öğrendim.

Hüsamettin Cindoruk, ilginç ve popüler bir tipti aynı zamanda. Örneğin, önemli bir duruşma sırasında taraflardan biri, "Biz bu Cintonik'le uğraşamayız" deyiverecekti. Biz de Sayın Cindoruk'un yeni adını çok sevmiştik: Cintonik aşağı, Cintonik yukarı. Gülüp geçiyorduk.

Yıllar sonra (2014) Basın Konseyi Yüksek Kurulu'nda birlikte çalışmaya başladık. 11 Nisan günü, 92 yaşında aramızdan ayrılan Hüsamettin Bey, hepimizin saygı duyduğu, kaynak kişi olarak hayatımıza anlam katıyordu. İnanılmaz bir futbolseverdi. Hayran olduğu futbolcuları tek tek sayar, eşsiz özelliklerini sıralardı. Önce "Gençlerbirlikli" olduğunu beyan ederdi. Günün birinde "Attila Bey, Gençlerli Avni'nin resmini ve bilgilerini bulamıyorum. O müthiş bir 10 numaraydı.. Bulursam, kitaplığımda muhafaza edeceğim." dedi. Neyse ki Ankaralı dostum Tanıl Bora, bu konudaki ilk "olağan şüpheli" idi. Onun Tarih Vakfı tarafından yayınlanan "Ankara Rüzgarı" kitabından bir adet bulabilmiştik. Abdi İpekçi caddesindeki eve götürüp teslim ettim. Gördük ki, Tanıl Bora da kitabı yazarken Avni Bora'nın büyüklüğünü takdir etmiş, fotoğrafına ve bilgilerine yarım sayfadan fazla yer ayırmıştı.

Sayın Cindoruk'un Galatasaray sevgisi de büyük ve derindi. Kulüpte Divan Kurulu üyesiydi. Tüm zamanların maçlarını, oyuncularını tek tek anımsar, ilginç anekdotlar anlatırdı. Galatasaray Başkanı Merhum Mustafa Cengiz, 35 numaralı özel bir forma armağan etmişti. Böylece Sayın Cindoruk'un İzmir doğumlu olduğunu öğrendik.

Konsey dışında farklı bir toplantıda, Eskişehirli Türk delikanlısı ile Hollywood yıldızı sevgilisi hakkında çıkan magazin haberleri tartışma yaratıyordu. Masamıza konuk olarak durumu anlatan genç bayan, "Ama beyefendi bizim Eskişehirli öpüşmeyi bile bilmiyormuş" demez mi! Cindoruk, gülerek patladı: "Hanımefendi bu yaştan sonra bırakın da öpüşmeyi sizden öğrenmeyelim!"

Bazen siyasal haberlerin birbirini tekrarlayan hallerinden sıkılır, "Artık benim için en önemli yazar Uğur Meleke. Çünkü sadece futbol okuyorum." derdi.

Hüsamettin Cindoruk için en özgün ve bilimsel kitabı, yazar ve araştırmacı dostum Kaan Gaytancıoğlu yazdı. Aşağıdaki notlar, sanırım ilgilenenler için çok değerli kaynak oluşturacaktır.

Güle güle demokrat

Ahmet Hüsamettin Cindoruk, Türk demokrasi tarihinde önemli bir iz bıraktı. Şimdiki ve gelecekteki siyasetçiler için örnek oluşturdu. Makam konusunda ısrarcı olmadı. Emaneti, sahibine teslim etmeyi bildi. Liderlerimize karşı eğip bükmeden, korkusuzca görüşlerini savundu ancak onlara karşı liderlik inşa etmedi. Hukukun üstünlüğünü, Cumhuriyet'i ve Atatürk'ü siyasal mücadelesinin kırmızı çizgisi olarak belirledi. Meclis çatısı altında her şey söylenir, kürsü dokunulmazlığı vardır" görüşünü benimsedi, Türkiye'nin daha çağdaş bir ülke olması için mücadele verdi. Gücünün sonuna kadar demokrasi ve hukukun üstünlüğü için gezdi, konuştu, yazdı. Kendisini adanmış olduğu mücadelenin onuruyla, ona duyulan sevgi ve saygı ile uğurluyoruz.