Ev sahibi uyurken

Beklentilerin dışında hayal kırıklığı, sıkıntı ve kısır bir oyunla Galatasaray'ı güldüren, Beşiktaş'ı şaşırtan ve üzen bir derbi izledik. Böylece Galatasaray gönlünde, zihninde ve ruhundaki hedef için Nirvana yürüyüşünü sürdürürken, Beşiktaş sezon içinde yakaladığı 17 maçlık yenilmezlik serisini de düşük bir oyunla bozuk para gibi harcadı.

Günlerden beri sözü edilen haberleri, yorumları ve tartışmalarıyla gündemimizi meşgul eden maçın gerçekten büyük değerler üreterek keyifli bir oyunla oynanmasını beklerdik. Zaman zaman basit top kayıpları ve kötü şut denemeleriyle oyalandık. Sonunda kazanan Galatasaray oldu. Hak etmediler mi Kesinlikle hak ettiler… Ancak oyun ve maçın bütününe bakıldığında futbol severleri doyuran bir maç izleyemedik. Galatasaraylılar elbette sevinecekler, mutlu olacaklardı bu sonuçla. Peki iddialı (!) ev sahibi Beşiktaş, konuğunu gönlünce ağırlayabildi mi Hayır, bütünüyle kayıplar bilançosuna dönüşen oyunun ikinci yarısında, maçın son yarım saatlik bölümünde Beşiktaş 8'i isabetli 24 şutla gayrete gelirken yine de noksanlıklar, hatalar sergiliyordu. Öncelikle ikili mücadeleleri kazanamadılar. Oyun kurma anlarında topu doğru kullanamadılar. Körlemesine kullandıkları topu rakibin ayağına atmak da şaşkınlık yarattı.

Galatasaray, maçı kazanmayı hak edecek gösterişsiz bir oyun sergiledi. 39'da Sane'nin ceza alanına havadan yaptığı ortada Osimhen ustalığını ve azmini örnekleyen bir kafa golü atarak günün kahramanı oldu.

Abdülkerim'in zaman zaman topla savunmadan çıkıp orta alana geçerek oyuna fazladan katkıda bulunması takdir topladı. Barış Alper yıpratıcıydı. Osimhen bilinen iradesi ve enerjisiyle golü aradı. Ötekiler kendi standartlarına göre rölanti bir oyunla "yeteri kadar" oynadılar. Torreira lider karakteriyle yine sahadaydı.