Yazar, FIFA Başkanı İnfantino'nun 48 takım formatına geçişle organize ettiği Dünya Kupası'nı, para ve şov peşinde koşan bir girişimci hareketi olarak eleştiriyor. Aynı yazıda Süper Lig'de Galatasaray-Fenerbahçe derbisine giderken şampiyonluk favoritelerinin ani düşüşlerini gözlemliyor ve oyuncuların konsantrasyon sorunlarına dikkat çekiyor. Ancak futbolun küresel ticarileşmesi ile ulusal rekabetinin saflığı arasında gerçekten bir çatışma mı vardır?
İlki 1954'deydi. İkincisi için 48 yıl beklemek zorunda kaldık... Neyse ki hasret yıllarında giderek azalan bir grafiğimiz var. Kore-Japonya'daki Dünya Kupası üçüncülüğümüzden sonra sadece (!) 24 yıl beklemiş olacağız. İstatistik böyle diyor. Arada kaçırdığımız yıllar da var. Neyse, oraya kadar uzanmak o kadar da gerekli değil.
Bir yandan FİFA Başkanı İnfantino'nun, öte yandan ABD Başkanı Trump'ın yere göğe sığdıramadıkları, kendi hesaplarına uygun yürüyüşler için seçtikleri Dünya Kupası futbol organizasyonu, hem para, hem şöhret, hem de macera vaadediyor.
Yazının girişinden beri adı geçen liderler, en az Kupa'yı kazanmış kadar mutlular şu günlerde.
Donald Trump, resmi hakları Norveç Parlamentosu'nda olan Nobel Barış Ödülü yerine Gianni İnfantino'nun işbilirliğiyle (!) yine de anlamlı sayılabilecek bir başka barış ödülü kazandı. Yunan mitolojisindeki Savaş Tanrısı Ares'i hiç de aratmayan karar ve davranışlarıyla bırakalım, istediği kadar avunsun Bay Başkan. Kupa için (Meksika ve Kanada ile birlikte) dünya futboluna iyi bir ev sahipliği bekliyoruz kendisinden.
Gianni İnfantino'ya dönersek... Öncelikle irili ufaklı katılımlarla finalist ülke sayısını 48'e çıkardı ya, ne kadar alkışlasak yeridir. Dörderli 12 grupta mücadele edecek takımlardan sonuncular, doğrudan evlerine postalanacak. Geri kalan 12 gruptan en iyi 8 üçüncü yola devam edecek. Böylece 32 takımlı Dünya Kupası'na yeniden hoş geldiniz efendim.
İnfantino'nun bu 48'lik elma şekerlerinden sonra gösteriyi ve şamatayı artıran başka güzellikler de var: Daha kıtasal elemeler biter bitmez, play off'ları hiç de beklemeden gösteri mahiyetinde (!) tüm dünya finalistlerinin grubu belli oluverdi. Daha çok TV etkinliği, daha çok merakla bekleyenler, yükselen reytingler... Bravo İnfantino'ya. Asıl komiklikleri gösteri başlayınca göreceğiz.
Neşeli girişimizden sonra şimdi sıkı durun... Süper Lig'imizde şampiyonluk yarışı ateşten düğümlerle kafamızı meşgul ederken, yakın arkadaşlarım "kendini Dünya Kupası'na saklayabilecek" oyunculardan söz ettiler. Galatasaray'da Barış Alper Yılmaz, Abdülkerim Bardakçı, Fenerbahçe'de Mert Müldür, İsmail Yüksek, Kerem Aktürkoğlu, adları ilk akla gelenler.

9