Türkiye'de demokrasinin zayıf halkası: Muhalefet

Demokratik siyasette esas itibarıyla iki büyük kanat vardır: İktidar ve muhalefet... İktidar ülkeyi yönetmek, kamu hizmetlerini yürütmek, güvenliği sağlamak, iktisadi ve sosyal problemlere çözüm üretmekle sorumludur. Muhalefet ise iktidarı denetlemek, iktidarın yanlışlarını ortaya koymak, vatandaşın şikâyetlerini siyasi alana taşımak ve iktidara alternatif olabilecek politikalar geliştirmekle görevlidir.

Hiçbir demokratik iktidar mükemmel değildir. İktidarlar, iyi niyetli olsalar bile, hata yapabilir, yanlış politikalar uygulayabilir, bürokrasinin kusurlarını zamanında fark edemeyebilir veya toplumsal talepleri yeterince iyi okuyamayabilir. İktidarların denetlenmesi, hatalarının açıklanması ve kamuoyu önünde eleştirilmesi demokratik düzenin vazgeçilmez unsurudur. Muhalefetin temel görevi de budur.

Ancak, muhalefetin eleştirilerinde ilkesel tutarlılık bulunmalıdır. Aynı olay iktidarın lehine sonuçlandığında başka, aleyhine sonuçlandığında başka ölçülerle değerlendirilemez. Bir ekonomik göstergenin kötüleşmesi iktidarın başarısızlığı sayılıyorsa, aynı göstergenin iyileşmesi de iktidarın başarısı olarak değerlendirilmelidir. Muhalefet yalnız iktidarı suçlayabileceği gelişmeleri öne çıkarıp ters yöndeki gelişmeleri görmezden geldiğinde kendi güvenilirliğini zedeler.

Altın fiyatları bu duruma iyi bir örnek teşkil etmektedir. Yakın bir dönemde çeyrek altının fiyatı on üç bin lira civarına çıktığında, muhalefet çevreleri bunu doğrudan iktidarın ekonomik başarısızlığının kanıtı olarak sundu. Asgari ücretle daha az çeyrek altın alınabildiğini öne çıkardı. Bugünlerde ise altın fiyatlarında önemli bir gerileme yaşandı ve çeyrek altının fiyatı on bin lira seviyesine indi. Şayet yükseliş yalnız iktidarın başarısızlığının sonucuysa düşüşün de iktidarın başarısı olarak sunulması gerekirdi.

Gerçekte altın uluslararası bir metadır. Fiyatı yalnız Türkiye'deki iktisat politikalarına bağlı değildir. Küresel faiz oranları, merkez bankalarının altın talepleri, jeopolitik gerilimler, savaş ihtimalleri, doların uluslararası değeri ve yatırımcıların talebindeki hareketlilikler altın fiyatlarını etkiler. Dolayısıyla, altın fiyatındaki her yükselişi yalnız hükûmetin başarısızlığına, her düşüşü de hükûmetin başarısına bağlamak doğru bir iktisadi analiz olamaz.

Kuşku yok ki, iktidarın uyguladığı para ve maliye politikaları ve enflasyon da altının Türkiye'deki fiyatını etkiler. Muhalefet bunu eleştirebilir ve eleştirmelidir. Fakat eleştiri bütün faktörleri dikkate alan dürüst ve tutarlı bir değerlendirmeye dayanmalıdır. Fiyat yükseldiğinde bunun sorumluluğunu tamamen hükûmete yüklemek, fiyat düştüğünde ise bu gelişmeyi görmezden gelmek, muhalefeti haklı çıkarmaz, sadece, ciddiyetten uzaklaştırır.

Türkiye'de CHP'nin başını çektiği muhalefet blokunun en önemli problemlerinden biri, olayları çoğu zaman keyfî biçimde değerlendirmesidir. İktidarın yaptığı her şeyin kötü olduğu, ülkenin karşılaştığı her problemin yalnız iktidarın kusurlarından kaynaklandığı varsayılmaktadır. Böyle bir siyaset, ülkenin gerçek meselelerini anlamayı ve onlara çözüm üretmeyi zorlaştırır.