Millîirade kavaramı Türkiye siyasetinde çok sık kullanılıyor. Bunun başta gelen sebeplerinden biri elbette Türkiye'nin çok sayıda askerîmüdahaleye ve darbeye maruz kalmış olması. Bunların hepsinin amacı millîiradenin çiğnenmesi veya çalışmasının, en azından belli alanlarda karar almasının ve uygulamasının önlenmesiydi. Ancak, siyasetçilerin bazen kavrama başvurmada aşırıya kaçtığı, onu olur olmaz her yerde ve konuda kullandığı ve bu yüzden de kavramın bir ölçüde olsun anlamını yitirdiği dikkat çekiyor.
Oysa millîirade kavramı ne anlamsızdır ne de her yerde ve her şeyde gelişigüzel kullanılması doğrudur. Millîirade demokratik sistemde seçimle oluşan organlarda tecelli eder. Millet millîiradeyi çoğu zamanda ve durumda bizzat kullanamayacağına göre Meclis'teki temsilcileri aracılığıyla kullanır. Bu yüzden Türkiye'de millîirade en başta TBMM'de ortaya çıkar. Ne var ki Meclis sadece iktidar kanadını değil muhalefet kanadını da kapsar. Muhalefet de millîiradenin temsilcileri arasındadır. Bu çerçevede iktidarın bazı uygulamalarına karşı çıkmak millîiradeye karşı çıkmak anlamına gelmez. Demokratik sistemde farklı fikirlerin ve yaklaşımların olağan çarpışmasına işaret eder.Millîiradeyi geçersiz kılma teşebbüsleri ortaya çıktığında millîirade kavramına başvurmak ve bu tür teşebbüslere karşı çıkarken kavramı kullanmak önemlidir; çünkü bu gibi durumlarda demokrasilerde halka ait olan millîirade gasbedilmek istenmektedir. Ortaya çıkacak olan ise, hâliyle, anti demokratik bir yönetim biçimidir.Millîirade üç durumda ciddi tehdit altında kalabilir.İlk olarak mutlak monark olma iddiasına sahip bir kişi ortaya çıkabilir ve iradenin sadece kendisine ait olduğunu öne sürebilir. Gerekçe olarak da gelenekleri veya "Yaratıcının kendisine özel bir yetki verdiğini..." öne sürebilir!Mutlak monarşiler, bu yüzden, çağdaş despotizmler kadar olmasa da, baskıcı, otoriter, hak ihlalleri yapan rejimler olarak boy gösterir. Bu tür monarşiler zamanımızda gittikçe azalmaktadır. Mesela Avrupa'nın en istikrarlı ve başarılı demokrasilerinde mutlak değil millîiradeyle çatışmayan anayasal monarşiler vardır.İkinci durumda bir cumhuriyetçidiktatör bir şekilde millîiradeyi gasbedebilir ve fiilen kullanır. Rejimin adı cumhuriyet olmasına rağmen iktidarın halkla bir ilişkisi yoktur. İktidar halkın temsil edilmesinden ziyade halka belli bir şekil ve ruh vermeyi hedefler. Tarihte ve günümüzde "cumhuriyetçi diktatörlüklerin" birçok örneği vardır. Türkiye'nin tek parti yönetimi dönemi örneklerden biridir. Hâlihazırda, maalesef, Türkcumhuriyetlerinin hepsi aynı durumdadır.