Köpekperestlerin toplumsal profili...

Bazılarını "köpekperest" olarak adlandırmanın onlara haksızlık yapmak anlamına geleceğini sanmıyorum; zira, köpeklere âdeta "tapıyor" ve çoğu zaman onları insanlardan daha üstün varlıklar olarak görüyorlar. Sosyal medya sayfalarında verdikleri mesajlara bakıldığında insan ile köpek arasında bir tercih yapmak gerekirse köpekleri insanlara tercih ettikleri gerçeği karşımıza çıkıyor. Hatta bazıları hızını alamıyor ve insanın mesela bir solucan veya bir fare ile aynı varlık statüsüne sahip olduğunu öne sürüyor. Köpeklerin insanlara verdikleri zararları böyleleri hiç görmüyor. Sadece geçen sene 470 bin insanın köpekler tarafından ısırılmış olması, binlerce insanın hastaneye gitmek zorunda kalması, köpeklerin bazı insanları, meselaçocukları âdeta yemesi ve parçalaması da onlar için bir dert, endişe ve üzüntü sebebi teşkil etmiyor. Bu kimselerin diğer hayvanlara gösterir gibi yaptıkları hassasiyet de köpeklere verdikleri değere ve öneme destek için kullanılıyor. Bu yüzden, köpekperest olarak adlandırılmaları gayet makul ve doğru.

Böylelerinin özellikleri nelerdir Daha ziyade hangi sosyal ve ekonomik köklerden geliyorlar "Cinsiyet" ile "köpekperestlik" arasında bir bağ var mı Bu gibi hususlarda bazı gözlemler yapmak ve tespitlerde bulunmak mümkün.

Köpekperestler arasında elbette hem erkekler hem de kadınlar var. Ancak, büyük bir çoğunluğu kadın; en azından en militan ve en saldırgan olanları!Bu durum nasıl açıklanabilir Sanırım bu kadınların çoğu bir şekilde hayatta mutsuz olmuş, evlenmemiş veya başarısız bir evlilikten sonra boşanmış, çocuk sahibi olmayan veya olamamış kadınlar. Bunlar arasında diğer insanlardan, bilhassa kendi ailelerinin bireylerinden veya geniş ailedeki yakınlarından haksız ve yanlış muamele görmüş, bir şekilde istismara uğramış veya eziyet edilmiş kimseler özellikle dikkat çekici. Nitekim, böyleleri içinde bir köpek için bir milyon insanın feda edilebileceğini savunan akıl, mantık ve ahlâk dışı mesajlar verenler de var. Bu mesajların dili bazen çok küfürbaz ve hakaretamiz. Mesajların sahiplerinin bilinçaltı okunduğunda onları verenlerin insandan duyduğu nefreti yansıttıkları görülüyor. Muhtemelen bu nefret aslında kendilerine zarar vermiş kişilere duyulan öfkenin ve nefretin bir yansıması.

Bu kadınların köpeklere "evladım", "canım", "yavrum", "annem" gibi olağan şartlarda anneler tarafından insan yavrularına seslenirken kullanılan kelimelerle hitapta bulunması da ilginç. Neticede hiçbiri insan yavrusu değil, zira insanlar tarafından dünyaya getirilmemiş. Bu davranışı belki de evlat sahibi olamamanın veya evlatlarından hayır görememiş olmanın bir yansıması olarak görebiliriz.