İsrail'in teyit edilen işgalciliği

Önce BBC News'ten haberi okuyalım:

"Birleşmiş Milletler'in (BM) en üst yargı organı olan Uluslararası Adalet Divanı (ICJ), İsrail'in son yıllarda Batı Şeria da dâhil olmak üzere Filistin topraklarında inşa ettiği yerleşim yerlerinin yasa dışı olduğuna karar verdi.

Uluslararası mahkeme, İsrail'in bu bölgelerde 'Filistinlilere karşı sistematik ayrımcılık suçu işlediğine' de hükmetti.

Mahkeme, İsrail'in işgal altındaki topraklardan bir an önce çekilmesini ve Filistinlilere tazminat ödemesini istedi.

Hollanda'nın Lahey kentindeki Barış Sarayı'nda cuma günü bir araya gelen uluslararası mahkeme heyeti, BM'nin talebi üzerine 'İsrail'in Doğu Kudüs de dâhil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarındaki politikaları ve uygulamalarından kaynaklanan hukuki sonuçlara ilişkin istişari görüşünü' açıkladı."

Haberi BBC News'ten aktarmamın sebebi İngiltere'nin (Birleşik Krallık'ın) İsrail'in en kuvvetli destekçileri arasında yer alması. BBC News ise bir devlet yayın organı. Beklenenin ve BBC'nin İsrail hakkında genel olarak yaptığının tersine bu haber çarpıtılmadan, doğru ve tam olarak verilmiş.

Uluslararası Adalet Divanının bu kararı İsrail'in haksızlığını ve işgalciliğini teyit eden yeni bir gelişme oldu. Bilenler zaten biliyor ve bu gerçeği devamlı dile getiriyordu. Şimdi aynı husus bir üst uluslararası kuruluş tarafından tarihe kaydedildi.

İsrail işgal ettiği topraklarda iki devletli çözüme şimdiye kadar daha ziyade sessiz kalmıştı. Bunda ana sebep uluslararası camiayı karşısına almama arzusuydu. Dünya devletleri, en azından dünyanın önemli bir bölümü, İsrail'in iki devletli bir çözüm istediğini sanmaktaydı. Son gelişmeler bunun öyle olmadığını, İsrail'in bir Filistin Devleti'nin varlığını istemediğini ve buna tahammül etmeyeceğini bir defa daha kanıtladı. İsrail devlet adamlarının ağzından son zamanlarda iki devletli çözümü reddeden ifadeler çıkmaya başladı.

HAMAS'ın geçen yıl 7 Ekim'de İsrail'de yaptığı operasyonun böyle bir müspet sonuca yol açtığı söylenebilir. Zira İsrail, Filistin meselesini bir anlamda unutulmaya mahkûm etmişti. Dünyanın gözü kulağı Filistin'de ne olup bittiğinde değildi. İsrail ise bir salam (slicing) politikası izleyerek Filistin halkının özellikle işgal edilmiş Batı Şeria'da ve Doğu Kudüs'teki varlığını fiziksel olarak elimine etmekteydi. İsrail yargısı da bu politikanın bir aracı olarak kullanılmaktaydı. İsrail'in yaptıklarının birçoğu sözüm ona yargı kararlarına dayanmaktaydı. Ama bu yargı bildiğimiz anlamda bağımsız ve bağlantısız değil İsrail devletinin operasyon aracı, aparatı olan bir yargıydı.