Çocuk suçluluğunda alarm zilleri

Türkiye'de çocuk suçluluğu son on yılda yüzde 17 arttı; silah erişimi, mafya kültürü ve dijital şiddet mi asıl sebep?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Siverek ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarını tetikleyen çocuk suçluluğunun sadece münferit olaylar değil, sistematik bir soruna işaret ettiğini savunuyor. İstatistiklerle desteklediği bu iddiayı, adalet sistemi, silah denetimi, organize suç, psikososyal destek ve dijital kültürün entegre bir şekilde ele alınmasıyla çözülebileceğini vurguluyor. Peki, bu sorunların ardındaki en kritik faktör gerçekten de aile ve toplum desteğinin zayıflaması mı, yoksa başka yapısal nedenler mi?

Türkiye son günlerde çok üzücü iki vaka yaşadı. Salı günü Siverek'te eski bir öğrencinin okuluna silahlı saldırı düzenlemesi sonucu 16 kişi yaralandı; evvelki gün de Kahramanmaraş'ta bir ortaokula yönelik benzer bir saldırıda 9 kişi hayatını kaybetti, birçok kişi yaralandı. Bu olaylar büyük bir sorunu gündemimize sokuyor: Türkiye'de çocuklar ve gençler arasında şiddet neden bu kadar hızlı biçimde yükselmekte

Tekil olaylardan toplu bir "çöküş" hikâyesi çıkarmak doğru olmaz. Ne var ki, eldeki bilgiler de bizi rehavete davet etmiyor. Anadolu Ajansı'nın TÜİK verileri üzerinden aktardığına göre, suça sürüklenen çocuk sayısı 2022'de 176 bin 128, 2023'te 177 bin 174 oldu; 2024'te 188 bin 926'ya çıktı ve 2025'te 186 bin 256 olarak kaydedildi. Aynı derlemeye göre son on yılda suça sürüklenen çocuk sayısında yüzde 17,47 artış var. En sık görülen suçlar arasında kasten yaralama, hırsızlık, hakaret ve tehdit bulunuyor. Zaman zaman cinayetler ve son olaylarda olduğu gibi katliamlar da karşımıza çıkıyor. Tablo, meselenin münferit birkaç vakadan ibaret olmadığını gösteriyor. Bu, problem üzerinde sloganlarla değil, serinkanlı biçimde düşünmeyi gerektiriyor.

Çocukların korunması esastır; bunu hiç kimse inkâr edemez. Ancak, korunma ile fiilî cezasızlık arasında da ince bir çizgi var. Çocuğu yetişkin gibi cezalandırmak ne kadar yanlışsa, ağır şiddet ihtiva eden davranışların yeterince caydırılmaması da o kadar tehlikelidir. Türkiye bu dengeyi yeniden düşünmek zorunda. Çocuk suçluluğu alanında yalnızca "neden suç işlendi" sorusu değil, "neden bu noktaya gelindi ve bu gidişat nasıl durdurulur" sorusu da ciddiyetle ele alınmalıdır.

Silaha erişim bir başka mühim meseledir. Bu konuda başka ülkelerin tecrübelerinden alınacak çok ders var. ABD'deki Centers for Disease Control and Prevention (CDC) (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri), güvenli silah saklamanın çocukların ve yetkisiz kişilerin silaha erişimini önlemeye yardımcı olduğunu açıkça söylüyor. Yine CDC'nin okul bağlantılı gençlik cinayetleri üzerindeki çalışmaları, okul saldırılarında gençler tarafından kullanılan silahların çoğunun evden, arkadaşlardan ya da akrabalardan geldiğini; bu yüzden çocukların denetimsiz silah erişimini sınırlamanın önemli olduğunu vurguluyor.

Üçüncü mesele, organize suç çevreleri ve mafya kültürüdür. Çocuğa silah veren, onu "mahalle gücü" veya "örgüt elemanı" gibi kullanan yapıların çocuk suçluluğunu büyüttüğü açıktır. UNICEF'in çocukların silahlı şiddetini engelleme araç seti çeteleşme, organize suç, adalet sistemi, ruh sağlığı desteği ve okul-toplum koordinasyonunun birlikte ele alınması gerektiğini vurguluyor. Demek ki mesele yalnız polisiye tedbirlerle ilgili değildir; aynı zamanda sosyal hizmet, okul rehberliği, aile desteği ve yerel toplum kapasitesi meselesidir.