CHP'nin arınması ve "Kuruluş Kodları" meselesi

CHP'nin "eski-yeni" Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun son açıklamalarında iki vurgu öne çıkmakta: CHP'nin "arınması" ve "kuruluş kodlarına" dönmesi. Kamuya yansıyan açıklamalarında Kılıçdaroğlu, CHP'nin "haramın ve kirlenmişliğin sığınağı" olamayacağını söylemekte, ayrıca partinin "kuruluşundaki kodlara yeniden kavuşturulması" gerektiğini ifade etmekte. Bu iki vurgu ilk bakışta birbirini tamamlıyor gibi görünse de, aslında, birbirinden dikkatle ayrılması gereken iki farklı meseleye işaret ediyor.

CHP'nin arınması gerektiği açık bir gerçek. Özellikle mahallî idareler etrafında ortaya çıkan yolsuzluk iddiaları, soruşturmalar, tutuklamalar ve kamuoyunda oluşan ağır şaibeler yalnız CHP için değil, Türkiye demokrasisi için de ciddi bir utanç sebebi. Nitekim, CHP'li belediyelere dönük operasyonlar ve belediye başkanları hakkındaki suçlamalar uzun süredir siyasetin ana gündemlerinden biri hâline geldi. Bir siyasi partinin kendi kadrolarını yolsuzluktan, kamu kaynaklarının istismarından, rant ağlarından ve gayrimeşru para ilişkilerinden temizleme iddiasının ve çabasının elbette desteklenmesi gerekir. Bu anlamda "arınma" çağrısı gayet yerinde.

Fakat mesele "kuruluş kodlarına dönmek" şeklinde ifade edildiğinde iş değişmekte. Çünkü CHP'nin kuruluş kodları demokratik kodlar olmaktan tamamen uzak. CHP, çoğulcu rekabet içinde doğmuş sıradan bir demokratik parti olmaktan ziyade, tek parti rejiminin taşıyıcısı ve kurucu siyasi aygıtı olarak ortaya çıktı. Yaklaşık çeyrek asır süren tek parti döneminde geliştirdiği siyasi kültür, sadece bir iktidar pratiği değil, aynı zamanda bir zihniyet dünyası üretti. Bu zihniyet, devleti toplumun üstünde gören, toplumu yukarıdan aşağıya ve zora dayanarak dönüştürmeyi meşru sayan, siyasi çoğulluğu çoğu zaman bir tehdit gibi algılayan bir çizgi.

Bu yüzden, CHP'nin demokratikleşmesi, kuruluş döneminin kodlarına dönmesiyle değil, o kodları aşmasıyla mümkün. Tek parti dönemi dar anlamda cumhuriyetti ama demokratik cumhuriyet değildi. Bazı bakımlardan otoriter, bazı bakımlardan da totaliter unsurlar taşıyan bir cumhuriyetti. Siyasi rekabetin kapalı olması, muhalefetin bastırılması, sivil toplumun devlet tarafından şekillendirilmek istenmesi, insanların kıyafetinden diline, inancından hayat tarzına kadar uzanan müdahaleler bu dönemin temel karakteristiklerindendir.

Şimdi CHP kuruluş kodlarına dönerse neye dönecektir Sivil topluma keyfî müdahaleleri yeniden meşru mu görecektir İnsanların alfabelerini, kıyafetlerini, dinî pratiklerini, hayat tarzlarını ve düşünce dünyalarını devlet eliyle dönüştürme fikrine yeniden mi sarılacaktır Toplumu çoğulcu bir alan olarak değil, parti-devlet aklıyla biçimlendirilmesi gereken bir kitle olarak mı görecektir Eğer "kuruluş kodları" bundan ibaretse, bu kodlara dönüş CHP'yi demokratikleştirmez; tam tersine, onu bir türlü kurtulamadığı vesayetçi zihniyetin içine iyice hapseder.