Bilen bilir, bilmeyen de şimdi öğrensin! Edirne'deki Selimiye Camii, Mimar Sinan'ın ustalık eserimdir dediği camiidir. Birçok özelliği ile tam bir şaheserdir Selimiye Camii.
Sinan, bu muhteşem eserini tamamladıktan sonra ustalarıyla birlikte şöyle bir seyre koyulmuşken, o esnada avluda oynayan küçük bir çocuk arkadaşlarına minarelerden birini göstererek: "Bakın şu minare eğri" demiş.
Mimar Sinan, çocuğun söylediklerini duyunca, ustalarına: "Bana hemen uzun bir halat getirin!" demiş. Halat gelmiş, minareye bağlanmış ve herkes çocuğun gösterdiği istikamette halata asılmış.
Netice, çocuğa göre minare düzelmiştir. "Tamam, tamam düzeldi." demiş ve böylelikle çocuğun kafasındaki eğri minare düzelmiştir.
Sinan'ın ustaları bu işe pek akıl erdirememiştirler. Onlara göre Koca Mimar, çocuğa: "Sen yanlış görüyorsun, eğrilik falan yok." diyip geçiştirebilirdi.
Tabii Sinan, ustaların kafasındaki eğriliklerin de farkındadır. Der ki: "Eğer 'eğri minare' çocuğun kafasında yer etmiş olsaydı, bu dilden dile yayılır ve böyle muhteşem bir eser zamanla eğri minareli camii diye anılır."
Demek, Sinan'ın ustalığı kadar ileri görüşlülüğü de fevkaladeydi.
Burada Koca Mimar'ın ustalığını veya ileri görüşlülüğünü konu edinmek niyetinde deyiliz. Tarihe iz bırakmış böyle bir hadiseyle insanların İslam'a bakışlarına bir ışık tutmak isteriz.
Kimi insanların kafasında şöyle bir eğrilik vardır. Din değince hiçbir ayrıma tabi tutmadan bütün dinleri aynı kategoride görmek gibi bir garabet.
Demek, bu düşünceye sahip olan ilk kişinin kafasındaki eğrilik bir halat atılarak düzeltilmemiş. Demek o zaman halatı atacak bir Sinan çıkmamış.
Şimdi burada aslolan ilk söyleyeni araştırmak değil, bu eğrilik nasıl düzelirin üzerinde düşünmektir. Tabii eğrilik sadece bununla da sınırlı değil...
Aslında bu garabetin bir başka vahim boyutu da genel kabul görmüş olan semavi ve beşeri dinler ayrımı yapma hinliğidir. Hinlikten kasıt, İslam'a kastetme densizliğinin girişimidir.
Bu densizlikle, kafalara 'Semavi dinler' diye bir kavram yerleştirilmiş. Semavi dinlerden kasıt ise İslam, Hıristiyanlık ve Yahudiliktir.
Bir kere Yüce Allah Kur'an'ı Kerim'de şöyle bildirmiştir: 'Allah karında tek din İslam'dır.' (Âl-i İmran/19) Bu durumda İslam'dan başka semavi, diğer bir ifadeyle İlahi din yoktur.
Zaten Kur'an'ı Kerim'de 'Hıristiyanlık' ya da 'Yahudilik' diye din isimlerine de rastlamak mümkün değildir. Ha çok yerde Yahudiler ve Hıristiyanlar'dan söz edilir. Hatta 'onları asla dost edinmeyin' gibi ve benzeri bir çok defa tekrar edilmiş emirler var. Onların 'azmış ve sapmış milletler' olduklarının açıkça beyanı da mevcut Kur'an'da.

4