Arz-ı Mevud - 3

Peki, gerçekte vaat edilmiş topraklar var mı

Aslında Musa as kavmine: "Ey kavmim! Allah'ın size yazdığı kutsal toprağa girin..." (Maide/21) diye Rabbinin emrini bildirmişti. Ancak ayetin devamında "...Sakın ardınıza dönmeyin. Yoksa ziyana uğrayanlar olursunuz." diye buyrulmuş.

Peki, bu topraklar neresidir ve İsrailoğulları, emri yerine getirdiler mi Şimdi bu soruya cevap arayalım. Tabi biz Kur'an'ı Kerim'in bildirdikleriyle konuya ışık tutmaya çalışacağız. Bu arada Tevrat ve İncil'den de yeri geldikçe öğretilere yer vereceğiz.

İsrailoğulları'nın Yakub as'ın soyundan geldiklerini ifade etmiştik. Yakub as'ın dört hanımı ve on iki oğlu vardı. En küçük hanımından Yusuf ve Bünyamin dünyaya gelmişti. Yakub as'ın Yusuf'a daha çok sevgi göstermesi diğer oğullarını kıskançlığa sürüklemiş ve bu durum, onların Yusuf'u kuyuya atmalarına neden olmuştu.

Yusuf'u kuyudan bir kervan çıkarıp, Mısır'a götürmüş ve orada köle olarak satmıştı. İleride peygamberlik de verilecek olan Yusuf, zamanla kölelikten-Mısır Kralı'nın hazinelerden sorumlu yardımcılığına kadar yükselir. Daha sonra Babasını ve kardeşlerini aileleriyle birlikte getirip, Mısır'a yerleştirir. Kur'an'da Yusuf Suresi'nde bu mevzu geniş olarak yer bulmaktadır.

İsrailoğulları'nın Mısır serüvenleri

Yusuf as dönemi ve sonrasında Allah'a layıkıyla kulluk ettiler. Zamanla Mısır'da krallık dönemi son bulmuş ve firavunlar dönemi başlamıştır. Yusuf as'dan sonra yaklaşık dört yüz yıl geçmiş ve bu süre içerisinde İsrailoğulları nüfusu da oldukça artmıştır. Bu durum, ileride Mısır yönetimini tehdit eder endişesiyle firavunları bir takım tedbirler almaya sevk eder. O nedenle onları ağır işlerde çalıştırarak köleleştirirler.

Tabi firavunların endişesi de yersiz değildir... Dönemin Firavun'unun gördüğü bir rüyayı kâhinler, İsrailoğulları'ndan yeni doğacak bir çocuğun firavun saltanatına son vereceği şeklinde yorumlarlar. Bu defa İsrailoğulları'nın yeni doğan erkek çocukları öldürülmeye başlanır.

Firavunun saltanatına son verecek çocuk

Mısır'da İsrailoğulları'na 'Sıpti' yerli halka da 'Kıpti' deniyordu. Sıptilerden bir anne, yeni doğan çocuğunu öldürmesinler diye bir sepet içinde Nil'e bırakır. Sepet, ileride Firavun'un adamlarına rast gelir ve onu saraya götürürler. Bu hadise Kur'an'ı Kerim'de şöyle geçmektedir: 'Mûsa'nın annesine; "Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil'e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız." diye ilham ettik.'

Musa, Firavun'un sarayında büyüyecektir. Gençlik çağlarına geldiğinde bir vesile kendisinin İsrailoğulları soyundan olduğunu öğrenir. Bir vakit şehirde bir kıptinin bir sıptiye eziyet ettiğini görür ve istemeden kıptinin ölümüne sebep olur. Bundan dolayı Mısır'ı terk ederek Medyen şehrine gider. Orada Medyen halkına gönderilmiş olan Şuayib peygamberle tanışır. Takriben on yıl burada kalır ve Şuayib as'ın kızıyla evlenir. Daha sonra Mısır'a, halkının yanına dönmek üzere Medyen'den ayrılır.

İsrailoğulları'nın özel tanrısı, Rab Yahve

Musa ailesiyle birlikte Sina'dan geçerken Tur-i Sina'da bir ateş görür. Ailesini bulunduğu yerde bırakarak, ateş getirmek üzere oraya gider... Aslında bu Rabbi tarafından Musa'ya bir davettir. Yüce Allah, onu burada peygamberlikle vazifelendirir ve sonra da İsrailoğulları'nı serbest bırakması için Firavun'a gitmesini emreder. Musa as da Rabbine onlardan birinin ölümüne sebep olduğunu ve bu sebepte Firavun'un kendisini öldürebileceği endişesini iletir. Bunun üzerine Yüce Allah Musa as'a bir takım mucizeler verir. Ayrıca kardeşi Harun'u da kendisine yardımcı olması için Peygamberlikle vazifelendirir. Bu hadise Kuran'ı Kerim'in Kasas Suresi'nde geçmektedir.

Tevrat'ta benzeri bilgiler

Muharref Tevrat'ta da aynı olay, benzeri bir şekilde anlatılıyor. Tevrat'a göre Musa ateşe yaklaştığı zaman Tanrı ona seslendi, dedi ki: "Halkının Mısır'da çektiği sıkıntıyı gördüm... Bu yüzden onları Mısırlıların elinden kurtarmak için geldim..." dedi... Sonra da Musa'ya Firavuna gitmesini teklif etti. Ancak, Musa, Firavun'dan korktuğu için bazı kuşkuları vardı. Tanrı o noktada güvence verdi. Bir de Musa Tanrıya: 'İsraillilere gidip, "Beni size atalarınızın tanrısı gönderdi." desem, "Adı nedir' diye sorabilirler. O zaman ne diyeyim' diye sordu. Tanrı da; "İsraillilere de ki, "Beni size atalarınızın Tanrısı, İbrahim'in Tanrısı, İshak'ın Tanrısı ve Yakub'un Tanrısı 'Rab' (İbranicesi 'Yahve') gönderdi. Sonsuza dek adım bu olacak. Kuşaklar boyunca böyle anılacağım." dedi. (Tevrat/Mısır'dan Çıkış/3:4–15) (Not: bu hadiseler yaşandığı zaman Tevrat henüz Musa as'a verilmemişti.)

Mısır'dan Çıkış

Neticede huzuruna çıktığı Firavun, Musa as'ın teklifini önce kabul etmez. Musa as da ona Rabbinden öğrendiği mucizeleri gösterir. Ayrıca halkını kendisiyle göndermediği takdirde, Allah'ın birçok azabının geleceğini söyler. Ancak Firavun buna ikna olmaz. Neticede azaplar bir bir gelir. Nihayet Firavun pes eder ve İsrailoğulları'nın Mısır'dan çıkışına izin verir.

İsrailoğulları Filistin'e gitmek üzere yola çıkarlar ancak ileride Kızıl Deniz'e denk gelirler. Öte yandan Firavun da kararından dönmüş ve tekrar geri götürmek üzere İsrailoğullarının peşine düşmüştür. Neticede Musa as, asasını denize vurur Allah'ın izniyle deniz yarılır ve İsrailoğulları karşıya geçerler. Firavun ve ordusu arkalarından kovalarken sular yeniden birleşir ve orada helak olurlar.

İsrailoğulları cahil bir kavimdi. Allah'ın onlara verdiği nimetlere her zaman nankörlük etmişlerdir. Kızıl Denizi karşıya geçtikten sonra da puta tapan bir kavme rast gelirler ve Musa as'a: "...Ey Mûsâ! Onların kendilerine ait ilâhları (putları) olduğu gibi sen de bize ait bir ilâh yapsana!" dediler. Mûsa şöyle dedi: "Şüphesiz siz cahillik eden bir kavimsiniz. ... Sizi âlemlere üstün kılmış iken, Allah'tan başka ilâh mı araştırayım size" (A'râf/138 ve 140)

İsrailoğulları'nın itaatsizliği

Daha sonra Tur Dağı civarında Tih Sahrası'nda konaklarlar. Yüce Allah, onlara gölgelenmeleri için sürekli bir bulut, on iki pınardan su, kudret helvası ve bıldırcın eti nasip eder. Bunları az bulup Musa as'a: "Rabbine söyle bize daha fazlasını versin." derler...

Bir vakit Yüce Allah, Musa as'a Tur'a gelmesini emretti. Orada kendisine levhalar halinde Tevrat'ı verdi ve: "...Tevrat levhalarında her şeye dair bir öğüt ve her şeyin bir açıklamasını yazdık ve ona şöyle dedik: Şimdi onları kuvvetle tut, kavmine de emret. Onları en güzeliyle alsınlar (uygulasınlar)." (A'râf/145) dedi. (Muharref Tevrat'ta, Tevrat için 'taş levhalar' diye bahsediliyor ve Musa ile Rab arasındaki bir sözleşme şeklinde ifade ediliyor.)